Rusya Türkiye yakınlaşması ve Kürtler

Son zamanlarda Rusya ile Türkiye arasında S-400 füzelerinin alımıyla ilgili pazarlıklar yapılıyor. Kimi çevreler, Türkiye ile Rusya arasında yeni siyasi ilişkilerin başladığını ve bunun zamanla stratejik bir ortaklığa yol açacağını ve böylece

© AFP
Rusya Türkiye yakınlaşması ve Kürtler

Türkiye'nin, Batı ve ABD'yle artık her yönüyle bir kopma yaşayacağını yorumluyorlar. Türkiye ile Rusya arasında öyle 
stratejik amaçlı uzun vadeli bir siyasi işbirliği yok. Sadece silah alımı görüşmeleri yapılıyor. ABD ise, Rusya'dan silah 
almaması konusunda Türkiye'yi çeşitli şekillerde uyarıyor. Devletler arasında sağlam temellere dayalı uzun vadeli 
stratajik ilişkiler ile günlük yada kısa süreli geçici ticari ilişkiler farklıdır. Türkiye ile Rusya arasında her zaman soğuk 
rüzgarlar esmiştir. Türkiye, soğuk savaş koşullarında NATO'nun şemsiyesi altında Sovyet Rusya'ya karşı, Batı'nın 
bir ileri karakolu işlevini görmüştür. ABD sözde komünizm tehlikesine karşı, sözde Türkiye'yi korumuş, aksi durumda 
komünüzm denen canavar, Türkiye'yi yutacakmış yok edecekmiş.


Türkiye'de halk yıllarca bu yalana inandı, inandırıldı. Halbuki 1919-1922 arası kurtuluş savaşında komünist Rusya, 
daha kuruluş aşamasında olan Türkiye'ye silah mühümmat altın ve para yardımında bulunmuşlardır. Türkiye'de 
devleti yönetenlerin hiçbiri bundan söz etmez. Dahası, sağcı hükümetlerin hepside Sovyet Rusya'ya düşmanlık 
etmişler, Batı'nın yanında yer almışlardır. Bilindiği gibi, Kürtler Ortadoğu'da son yüz yıldır statüsüz bırakılmış ve 
toprakları 4 ülke arasında parsellenmiştir. Kürtlerin ulusal bilince sahip olmamaları ve ulusal bir önderliğin olmaması 
yüz yıl önce Kürtleri günümüze kada perişan etmiş, sürekli baskı ve katliamlarla karşı karşıya getirmiştir. Son yıllarda 
Kürtlerin geçmişe kıyasla ulusal bilince sahip olmaları, ulusal bir önderliğin oluşması, ulusal birliğin gelişmesi, global 
emparyalist güçleri, Kürtler karşısında farklı pozisyonlar almaya zorlamıştır. 


Emparyalist güçler, Kürtlerin yüz yıl önceki Kürtler olmadığını görüyorlar ve bölgenin en dinamik en demokratik halkı 
olmaya başladığını biliyorlar. Yeni koşular yeni siyaset kurmayı ve yeni uzun vadeli planlar yapmayı gerektiriyor. Türkiye 
belki Batı için artık bir stratejik ortak olarak görülmeyebilir ancak Türkiye hala Batı için vazgeçilmez bir pazar olma 
rolüne sahiptir. Siz, Rusya'da üretilen bir arabanın Türkiye'de satıldığını ve kullanıldığını gördünüz mü? Göremezsiniz. 
Türkiye 'nin en büyük sermaye sınıfı olan TÜSİAD, Batı dünyasının Türkiye'deki yerel ayağıdır ve ülke siyasetini perde 
arkasındaki esas belirleyici güçleridir. TÜSİAD'ın Rusya ile Batı arasında olduğu gibi bir siyasi ve ekonmomik ilişkisi yoktur. 
Türkiye'nin ağır teknoloji ürünlerinin hepsi hala Batı tarafından karşılanıyor. Hükümetler arasında zaman zaman çeşitli 
anlaşamama durumları ve danışıklı döğüşler olabilir Bu, siyasetin yapısında var. Ancak, Batı ne şiş yansın nede kebap 
yansın siyasetini devrede tutuyor.


Batı, Kürtlerin bölgede güç olduklarını ve geleceğin en önemli gücü olacağını anlamışa benziyor. Yani ABD, hem Türkiye'yi 
kaybetmek istemiyor hemde Kürtelri kazanmak ve uzun vadeli stratejik ilişkiler kurmak istiyor ama iki karpuzu bir koltuğa 
nasıl sığdıracak. Türkiye'de devletin Kürt fobisinin olması, zaman zaman bölgede egemenlik kurmak isteyen ABD ve Rusya 
gibi büyük güçlerle karşı karşıya getiriyor. Türkiye, ABD ve Rusya'ya, Kürtler konusunda kendisinin yanında yer almalarını 
istiyor. ABD ve Rusya ise, yeni doğmaya başlayan bir güçle uzun vadeli stratejik ilişkiler geliştirme peşindeler. Bu siyasi 
savaşta bölgede birçok güç at koşturuyor, yarışa giriyor. Kürtler burada önemli bir güç olmayı başarmış durumdalar ama 
rehavete kapılmamak gerek ve ne ABD'ye ne de Rusya'ya güvenmek gerek. Emperyalistler sadece değişen şartlara uygun 
stratjiler geliştirirler, kendi siyasi ve ekonomik çıkarları için.


Kürtler ulusal temelde daha çok birlik olup güçlenirlerse, global güçlerinde buna karşı posizyonları değişecek ve Kürtleri 
daha çok dikkate değer bir güç olarak bulacaklardır. Yani bölgede bir paylaşım savaşı sürmektedir. Her güç kendi egemenliğini 
kurma peşindedir. Bu savaş 3 dünya savaşı olarak yorumlanıyor. Kürtlerin bu savaşta kendi geleceklerini belirleme ve kaderlerini 
tayin etme imkanları var. Yeterki ulusal birlik konusunda daha çok güçlü hareket edilsin. Kürtler artık bir ulus olarak yaşamak 
ve kendi topraklarının sahipleri olmak istiyorlar. Kürtler daha önceleri olduğu gibi, günümüzdede hiçbir millete ve topluma 
düşmanlık yapmadılar, yapmazlarda. Kürtler eşit ulusal haklar temelinde, bölgede bütün uluslarda kardeşlik içinde yaşamayı 
arzuluyorlar. ABD ve Rusya'nın bölge siyasetide egemenlik kurmaya dayanıyor. Devletler arası ilişkiler çıkar ve menfaate dayandığı 
için her an değişebilirlik gösterebilir. Tavşan kaç tazı yakala politikası halkalara hep zarar verdi. Bu politikayı artık işlevsiz hale getirmek 
ve emparyalist güçlerin bölgede etkilerini kırmak gerekiyor. Türkiye kendi geleceğini ne ABD ile ilişkilerinin devamında nede Rusya 
ile yeni ilişkiler geliştirmede aramalı. Türkiye kendi geleceğini Kürtlerle barışmada ve Kürt sorununu çözüp yüz yıllık bu kamburdan 
kurtulmadan aramalı. Unutulmamalı, Kürtler bu toprakların kalıcı halkıdır ama Rusya ve ABD bu bölgede çıkarları biterse bir saat 
bile kalmak istemezler. Bu açıdan Rusya Türkiye yakınlaşması geleneksel devletler arası çıkar yakınlaşmasıdır ve yarın bile sona 
erebilir. Halklar arası kurulacak demokratik bir birliktelik ise sonsuzluğa dek sürer. Bölgede halklar demokratilk bir birliktelik 
kurarlarsa, bölgede kan ve göz yaşı biter, barış ve adalet gelişir. Kürtler, ulusların eşitliğine dayalı demokratik bir Ortadoğu birliğini 
kurmaya dünden hazırlar ve bunu başaracaklar.
Kemal Söbe

SIRADAKİ HABER