Toplumsallıkta başarı sosyalizmi kurmakla olur

Toplumsal çalışma ve üretimin olduğu, halk yönetiminin esas alındığı, sınıfların ve sömürünün olmadığı bir toplumsal yaşamdan söz etmekteyiz. Üretim araçlarının ortak kullanımına ve mülki- yetine dayalı olduğu, yapılan her türlü üretimin halkın özgür yaşamı için yapıldığı, işçi/patron sisteminin bulunmadığı ve kollektivizmin derin ve köklü bir şekilde yaşanıldığı bir yaşam tarzı toplumlar ve dünya için en ideal sistem olmaktadır. İnsanın doğası gereği toplumsal olması, beraber yaşaması ve kolleftif çalışması gerekmektedir. insanı insan yapan toplumsal emek ve üretim olduğuna göre insanlar beraber ve toplumsal olarak yaşamak zorundalar.

© IMAGES
Toplumsallıkta başarı sosyalizmi kurmakla olur

Ancak her koşulda beraber yaşamak iyi bir toplumsallığın olduğu anlamına gelmez, gelmiyor.
En doğru toplumsallık üretim ve çalışmanın kollektif olduğu ve yapılan üretimin halkın yaşamı 
için yapıldığı koşullarda olur. Toplumsallığın dağıtıldığı, insanların kölelik koşullarda yaşadığı
sınıflı sistem koşullarında sağlıklı bir toplumsallıktan, özgürlükten ve gelişimden söz edemeyiz.
İnsan topluluklarının toplumsallıkta başarılı olmaları ancak toplumsal emeğin ve kollektif üretim
çalışmanın olduğu, insanların her bakımdan iyi ve yeterli bir eğitim aldığı ve herkesin birey olarak 
 toplumsallık içinde yer aldığı koşullarda başarı sağlanır. Demek ki toplumsalıkta ve kollektivizmde
başarı her türlü toplum karşıtı anlayış, zihniyet ve bencilliğin aşılmasıyla olacaktır.

Sınıfların, sömürümüm olduğu, işsizliğin korkunç boyutlara çıktığı, insanların aç açıkta kaldıkları,
toplumsal üretim ve emeğin, sadece sayıları yüzü geçmeyen küçük bir azınlığın eline geçmesi,
insanlık için en tehlikeli sistem olmaktadır. Bugün dünyada bütün insanlığın asırlardır yaşadığı
sistem maalesef böyledir. Sosyalizmde başarı ancak egoist, bencil, toplumsallık karşıtı olan
her türlü anlayışın mahkum edilmesi temelinde olacaktır. İnsanın, bütün toplusal kesimlerin
kendisini toplumsal gelişim ve üretimin içinde eğiterek, geliştirerek yer almaları sosyalizmin
gelişimi için hayati önemdedir. Çünkü birey-ler ne ölçüde toplumsal çalışma ve kollektif
yaşam içerisinde yer alıp toplumun çıkarı ve gelişimi için kendi özgüçlerini ortaya koyup
toplumun hizmetine verirlerse sosyalizm ve toplumsallık,toplumcu ideoloji ve yaşam o denli
gelişir, güçlenir bir yaşam tarzına dönüşur. Bu bakımdan her türlü bencil davranış ve toplum 
karşıtı düşünce ve kapitalist yaşam anlayışından şiddetle kaçınacağız. Çünkü sınıflı toplum
sistemi kendi varlığını toplumun dağınıklığı ve örgütsüzlüğü üzerine inşaa etmiştir.

Bugün kapitalizm denen haydutlar düzeni insana ait ne varsa hepsini taru mar etmiş, 
dağıtmış, adeta tanınmaz hale getirmiştir. Toplumda her türlü kanserleşme, yozlaşma bu 
sistemin karakterinin bir sonucu ve ürünü olmaktadır. Demek ki toplumsal gelişimde öncelik
toplumun düşünsel dünyasında bir devrimin başlamasıyla olacak. İnsanlar öncelikle
düşünce dünyalarında ideolojik bir fırtına başlatacaklar. İdeolojik olarak kendisini  toplumsallık
temelinde eğiten, geliştirenler tabii ki yeni bir yaşam kurmada ve kapitalizmi yok etmede  
daha başarılı olurlar. Demek ki toplumsallıkta başarı, her türlü bencil, egoist ve toplumsallık
karşıtı her türlü yanlış anlayışın, zihniyetin ortadan kaldırılmasıyla olacaktır. Unutmayalım,
kapitalizm öncelikle insanları insanların düşünce ve ruh dünyasında ele geçirir. Kapitalizmin
ideolojik dünyasının etki alanına girmiş insanlar toplumsallık adına ne varsa hepsini
kaybetmişlerdir. Çünkü kapitalizm öncelikle insanları beyinen, aklen ve kültürel olarak  alır
götürür. Düşünsel olarak kapitalizme kapı açmış biri çoktan fiziki olarak bu düzenin
çarkını bir dişlisi durumuna  gelmiştir. Kendi emeğine sahip olmayan kişi ve toplum özgür 
olamaz. Özgür olmak ancak emeğine sahip olmakla olur. Sosyalizm insanın kendi emeğine 
sahip çıkması ve bir avuç sermaye sınıfının toplum üzerindeki her türlü egemenliğinin bitmesi
ve sona ermesidir. 

Kapitalizmin, sömürü sisteminin küçük bir sermaye azınlığının, bir avuç holdingin düzeni olduğu
halde kendisini uzunca yaşatabilmesi sadece dayandığı askeri gücün sayesinde değil, daha çok
toplumu kültürel olarak kendi sistemine bağımlı hale getirip insanların beynini ideolojik olarak
felç etmesinin bir sonucudur. Sadece kaba saba askeri güce dayalı olarak kendi varlıklarını
sürdüren rejimlerin ömrü çok uzun olmaz. Kapitalizmin en çok ihtiyaç duyduğu şey eğitimsiz kalmış,
yozlaşmış, toplumsal sorunlara ilgi duymayan, birey ve toplum tarzını yakalamaktır. Çünkü kapitalizm
ne ölçüde toplumun iliklerine kadar nüfuz ederse o ölçüde de toplum üzerinde hakimiyet, denetim 
kurup kendi sistemin hiç bir engelle karşılaşmaksızın sürdürür. Bu açıdan insanlar öncelikle  
kapitalizmin yozlaştırıcı, çürütücü zihniyetinden, kültüründen kendilerini kurtaracaklar.Toplumsal
sorunlara ilgi duyan her birey-ler her zaman toplum için bir cevher demektir. Dikkat edilirse
kapitalizm her zaman insanlara bencilliği, özel mülkiyetçi anlayışı aşılar, bu noktada uğraşır.
Toplumsal etkinlikler olarak bilinen çeşitli spor ve eğlenceler, oyunlar bile insanların beyinlerini
felç  etmek için kullanılıyor. Kapitalizm insanları adeta canlı robotlar haline getirip sadece sermaye
sistemine hizmet  eden bir makina  haline getirmiştir. Sosyalizm, insanın kendi kendisini keşfetmesidir.

İnsanlar ancak sosyalizmde kendi hakikatlerini yaşayabilirler. Zaten sosyalizm toplumsallıkta başarıdır.
Çünkü sosyalizm, insanların her bakımdan geliştiği, sosyalleştiği sistem olmaktadır. Ancak sosyalize 
olmuş bir toplum kendi kendisini yönetip, kendi emeğine sahip çıkabilir. Emek bilincine sahip olamamış
bir toplum kendi emeğine sahip çıkamaz, dolayısıyla kendisini yönetemez. Kapitalist sistemde her beş
yılda bir yapılan göstermelik seçimler aslında sistemin ömrünü uzatmaya yönelik  siyasi oyunlar olup, 
sisteme taze kan verme operasyonlarıdır. Çünkü seçim-ler, mevcut sistemin kendisini toplum nezdinde
meşru hale getirmenin, inandırıcı olmanın yol ve yöntemleri olmaktadır. Bu bakımdan seçimlere  çok 
güvenmemek ama seçimlerde de halka en çok yakın olan, halk için çalışan partinin yanında olup
güçlendirmek gerekir. Halkın en çok başarılı olacağı alan-lar kesinlikle hayatın gerçekleştiği, üretimin, emeğin
ortaya çıktığı alanlardır. Halkın en çok güveneceği siyasi güç hiç kuşkusuz örgütlü, politik ve eğitimli
halk olmaktadır. Çünkü en büyük yenilmez güç bilinçli, örgütlü politikleşmiş halktır. Halk öncelikle kendisine
güvenecek. Kendisine güvenen, güçlenmiş, politik kazanım ve mevziler kazanmış bir halk her şeyi yapabilir,
büyük kazanımlar elde edebilir. İşte sosyalizm halkın kendisi için çalışıp, kendisi için yaşamasıdır. Sosyalizm 
bir avuç asalak sömürücü elit tabakanın toplum üzerindeki her türlü hakimiyetinin, egemenliğinin bitmesi, 
sona ermesidir. İnsan toplumsallıkta başarı sağladıkça gerçek özgür yaşamı kurabilir, kendi özünde olanı
yaşayabilir temsil edebilir...
Kemal  Söbe

SIRADAKİ HABER