'Türkiye’de Kadının Siyasete Katılımı' raporu: Evli olmayan kadın siyasetçiler ‘makbul siyasetçiler’ olarak görülmüyor!

İstanbul Politik Araştırmalar Merkezi’nin yayınladığı “Türkiye’de Kadının Siyasete Katılımı: Siyasal Hayatta Karşılaşılan Engeller ve Deneyimler” başlıklı rapor, kadın siyasetçilerin siyasi kariyerlerinde karşılaştıkları engelleri, mücadele deneyimlerini ortaya koyarken, değişim önerilerine odaklandı

© AA
'Türkiye’de Kadının Siyasete Katılımı' raporu: Evli olmayan kadın siyasetçiler ‘makbul siyasetçiler’ olarak görülmüyor!

İstanbul Politik Araştırmalar Merkezi “Türkiye’de Kadının Siyasete Katılımı: Siyasal Hayatta Karşılaşılan Engeller ve Deneyimler” başlıklı bir rapor yayımladı.

TBMM’de bulunan siyasi partilerin farklı kademelerinde görev yapmış veya yapmakta olan kadın siyasetçilerin siyasette karşılaştıkları engeller ve bunlara dair deneyimlerini araştıran rapor, 13 kadın siyasetçi ile yapılan derinlemesine görüşmelere dayanıyor.

Katılımcılara, siyasi kariyerlerinde karşılaştıkları engellere, mücadele deneyimlerine ve değişim önerilerine dair soruların yöneltildiği araştırmada,  temelde yapısal, kurumsal ve kültürel olmak üzere üç başlıkta gruplandırılan engeller inceleniyor.

Araştırmada yapısal engeller açısından dikkat çeken önemli unsurlardan birisi, aile kurumunun kadınların siyasi kariyeri üzerindeki etkisi. Özellikle, ev içi emek yükünün kadınların sorumluluğunda olması kadınların siyasete girmeleri ve devam etmelerindeki en zorlayıcı unsur olarak görülüyor. Bu yükü tanımlarken evli katılımcıların özellikle çocuk bakımını vurguladığı, bekar katılımcıların ise kendi ebeveynlerine karşı üstlendikleri bakım yükümlülüklerinin altını çizdiği ifade ediliyor. Hatta kadınların ev içindeki “görevlerini” ve siyasetteki görevlerini uyumlulaştırarak çalışmaya devam etmeleri bir başarı göstergesi olarak sunuluyor.

Katılımcıların deneyimleri, siyasette yer alan kadınların medeni durumlarının da kadınların siyasette var olabilmeleri ve siyasi faaliyetlerine devam edebilmelerini belirleyen önemli bir engel olarak gösteriyor. Buna göre, evli olmayan kadın siyasetçiler ‘makbul siyasetçiler’ olarak görülmüyor.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin sosyoekonomik kaynakların dağılımında yarattığı adaletsizliğin kadınlar tarafından daha çok hissediliyor. Kadınlar için siyaset yapma özgürlüğü ancak belirli bir eğitim ve kariyer seviyesinde mümkün olabiliyor.

Araştırmaya göre, kadınların siyasete katılımı önünde kurumsal engeller de bulunuyor. Türkiye’de siyasi kariyer yapmak isteyen kadınların, sosyoekonomik engelleri aşsalar dahi lider odaklı siyasi parti engeline takıldıkları görülüyor. Siyasi partilerdeki karar mekanizmalarının çoğunlukla erkekler tarafından kontrol edilmesine işaret eden katılımcılar, bu kontrolün somut etkilerinin en yoğun olarak görüldüğü alan, partilerin aday listesi oluşturma politikaları olarak ifade ediliyor.

Katılımcılar, kültürel engeller ile ilgili toplumun geneline hâkim olan erkek egemen bakış açısına ve siyasi alanın da bu bakış açısı tarafından şekillenmesine vurgu yapıyorlar. Siyasetin “erkek işi” olarak görülmesi sebebiyle, kadınların siyasete uygun olmadığı düşünülürken, bu yüzden kadınlar bu alanda varlık gösterebilmek için daha fazla çaba sarf etmek zorunda kalıyor.

SES Eşitlik, Adalet, Kadın Platformu'nun aktardığına göre; yerel siyasetin içinde yer alan katılımcılar, erkek egemen siyasi kültürü ahbap-çavuş ilişkileri üzerinden anlatırken, bu açıdan kadınların siyasette kendilerine yer açmasının daha zor olduğunu vurguluyor.

Siyasi faaliyetlerini yerelde yürüten katılımcılar, kadınların ana karar mekanizmalardan soyutlanabildiğini de ifade ederken, bütçe kısıtlamaları sebebiyle kadın kollarının işlevsizleştirildiğini aktarıyor. Ancak katılımcılar, yerel siyasetin içinde yer almanın aynı zamanda kadınlara tanınırlık ve görünürlük açısından da avantaj sağladığını belirtiyor.

Karşılaştıkları engellerle mücadele etmek için “inatçı,” “ısrarcı” ve “savaşçı” olmak zorunda kaldıklarını belirten katılımcılar, kadınların siyasete katılımını artırmak için siyasi partilerin aday gösterme süreçlerinin daha eşitlikçi, aday listelerinin ise daha kapsayıcı olmasını öneriyorlar. Aday listelerinin parti yöneticilerine bırakılmaması ve kadınların aday listelerinde ön sıralardan yazılması da bu yönde gelen öneriler arasında.

Niceliksel temsile odaklanmak yerine niteliksel temsilin hayata geçirilmesi gerektiğini düşünen katılımcılar, parti temelinde kadınların siyasete teşvik edilmesi, kadınların güçlendirilmesi, erkekler arasında toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığı yaratmak için eğitimin önemine de vurgu yapmışlardır.

Araştırma raporuna buradan ulaşabilirsiniz.

Güncelleme Tarihi: 27 Kasım 2021, 11:03
SIRADAKİ HABER