Türkiye’nin Taleplerine Rusya’nın Tavrı Ne Olur?

ANKARA — Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 23 Ocak görüşmesinde, Suriye’de “güvenli bölge” oluşturulması ihtimali ve YPG’nin durumunun ele alınması bekleniyor.

© AP
Türkiye’nin Taleplerine Rusya’nın Tavrı Ne Olur?

Çarşamba günkü zirvede Türkiye – Rusya ilişkilerinin yanı sıra Suriye’nin geleceği ve Başkan Donald Trump’ın 19 Aralık’ta açıkladığı askeri çekilme kararı masaya yatırılacak. Erdoğan ve Putin, Trump’ın 20 mil (32 kilometre) olarak işaret ettiği “tampon bölge” ve Türkiye’nin ise “güvenli bölge” adıyla uzun zamandır Suriye’nin kuzeyinde oluşturmak istediği, YPG’den arındırılmış alan oluşturulması meselesini ele alacak. Bu noktada Türkiye’nin “terör örgütü PKK’nın kolu” olarak nitelendirdiği “PYD-YPG”nin durumu ve Ankara’nın bu örgütü askeri operasyonla bölgeden temizleme düşüncesi de değerlendirilecek.

Uzmanlar ise, liderler zirvesinde, Rusya’nın "diplomatik tutum” sergileyeceğini ne Türkiye’yi küstürmek ne de PYD-YPG kartını kullanmaktan vazgeçmeyeceğini ifade ediyor. Rusya’nın Esat rejiminin varlığını sürdürme konusundaki kararlılığına işaret eden uzmanlar, Moskova’nın “güvenli bölge” konusunda kısa süreli rıza gösterebileceğini ve YPG’nin durumuna ise Şam ile nasıl anlaşacaklarına bağlı olarak karar vereceğini belirtiyor.

İstanbul Ayvansaray Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Celalettin Yavuz, VOA Türkçe’ye yaptığı açıklamada, Putin-Erdoğan görüşmesinde Suriye’nin başat konu olacağını ve Moskova’nın kendi önceliklerine göre Türkiye’nin taleplerini yorumlayacağını vurguladı. Yavuz, Rusya’nın temel olarak Şam rejimi gibi Suriye topraklarında yabancı askeri güçler kalmaması görüşünü desteklediğini, dolayısıyla bunu gündeme getireceğini ancak Türkiye ve Şam arasında olası güvenli bölge oluşumunda hava sahası kontroluna da destek verebileceğini aktardı.

Rusya – Türkiye ilişkilerinde uzman ve Moskova’dan gelişmeleri GazeteDuvar’daki köşe yazılarıyla paylaşan Andrey İsaev ise, VOA Türkçe’nin sorularını yazılı olarak yanıtladı. İsaev, yarınki görüşmeyi “kritik” olarak değerlendirerek, Türkiye ve Rusya’nın, İran’ın da konuya nasıl dahil edileceğiyle birlikte ABD sonrası koordinasyonu görüşeceklerini kaydetti. İsaev, ayrıca Moskova’nın Türkiye’ye “sürpriz bir teklif” niteliğinde Şam’ın kontrolunda, kuzeyde güvenli bir bölge yaratılmasını teklif edebileceği düşüncesinde.

Rusya “güvenli bölge” meselesini nasıl ele alacak?

Prof. Dr. Yavuz, öncelikle Rusya’nın ABD’nin sahadan tamamıyla uzaklaşırsa bundan memnuniyet duyacağını söyledi. Bunun Rusya’nın, Suriye’de devam etmesini istediği Baas rejimi konusunda elini rahatlatacağını kaydeden Yavuz, “Ancak Amerikan askerliği varlığı orada kalmaya devam ederse yani Türkiye ile birlikte ABD’liler ortak güvenli bölge oluşturursa bunu arzu etmeyecektir ama yapabileceğini pek bir şey olmayacaktır. Rusya’nın tercihi Türkiye’nin tek başına kontrol edeceği bir bölge olmasından yana olacaktır” dedi.

Bu noktada Rusya’nın Şam rejimini desteklemekten vazgeçmediğini anımsatan Yavuz, “Beşar Esat veya Baas rejimi ise, Suriye topraklarında hiçbir yabancı güç kalmamasını hedeflemektedir. Bu Türkiye’yi de kapsıyor. Dolayısıyla Esat rejimi, Fırat Kalkanı Operasyonu’yla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) kontrolündeki bölgeyi ve Rusya’ylabirlikte Soçi Mutabakatı ile kontrolu konusunda uzlaşılan İdlib’deki 12 kontrol noktasını arzu etmiyor. Şimdi sahada güvenli bölge oluşması bakımından Rusya, Esat rejimiyle nasıl anlaşacaktır önemli olan budur. Çünkü güvenli bölge açısından Esat rejimi elindeki Rusya’nın destek verdiği hava savunma füze sistemi önemli rol oynamaktadır. Türkiye de bu hava sahası tehdidini kabul etmeyeceği için Rusya’yla bu görüşmelerini yoğunlaştırmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Putin ile konuşacağı konular arasında bu da önemli bir yer edinecektir” diye konuştu.

Andrey İsaev de, Yavuz gibi Rusya’nın Şam rejimiyle birlikte TSK’nın uzun süreli varlığını ve kontrolunu istemeyeceği görüşünde. İsaev, “Suriye’nin toprak bütünlüğü tezini savunan Rusya, ülkenin güvenli bölge dahil herhangi ‘özel bölge’ye hoş bakmaz. Bir süre için “eh neyse” diyebilir ama dışişleri bakanı dahil birçok Rus yetkilisi TSK’nin Suriye’de varlığının gayrimeşru olduğunu defalarca dile getirdi” ifadesini kullandı.

Bu noktada Moskova’dan farklı bir çıkış gelebileceğini kaydeden İsaev, “Türkiye güvenliğini mi sağlamak istiyor? Suriye’nin toprak bütünlüğünü mü düşünüyor? Buyurun, biz size güvenli bölge kurduralım. Madem ki Kürt örgütleri Şam’ın himayesine girmek istiyorsa, güvenli bölgenin kontrolu Şam ordusunda olacak, biz de garantörlük üstlenelim, size gelebilecek terörün önünü kestirelim. Alın size hazır güvenli bölge. Üstelik ne sizin asker ölür ne para harcarsınız. Peki Türkiye’nin tepkisi ne olacak acaba?” dedi. Türkiye’nin tepkisini ise yarınki görüşmede ilk önce ortaya koyacağını işaret eden İsaev, yarınki görüşmede Rusya’nın İran’ın dahil edileceği şekilde ABD sonrasındaki süreci koordine etme isteğinde bulunabileceğini vurguladı.

Moskova PYD-YPG’nin durumuna nasıl yaklaşıyor?

Akademisyen Yavuz ve yazar İsaev, Rusya’nın YPG’ye yaklaşımı konusunda ortak görüşlere sahip. Her ikisi de Rusya’nın, Türkiye’nin arzu ettiği gibi bu örgütü terör bağlantılı olarak ilan etmeyeceğini ve Suriye’nin geleceği konusunda kendi görüşlerine uygun olarak kullanmak isteyeceğini belirtiyor.

Yavuz, “PKK ve PYD’nin Moskova ofisleri var. Rusya hiçbir zaman PYD-YPG’yi ve hatta PKK’yı terör örgütü olarak görmedi, tam tersine elindeki kart olarak gördü. Bu kartı Türkiye’yi incitmeden veyahut da uzaklaştırmadan kullanmak isteyecektir. Ama Türkiye mi PYD-YPG mi derseniz, Rusya açısından Türkiye tarafı ağır basacaktır. Çünkü Türkiye’yle yakın ekonomik ilişkileri vardır. Ama yine de tüm yakın ilişkilere rağmen PYD-YPG’yi de bir kenara bırakacak değildir. O örgüte de, tabiri caizse ağzına bir parmak bal çalmaya çalışacaktır” diye konuştu.

İsaev de, Rusya’nın bölgede Şam’a odaklandığını kaydederek, “Rusya’nın Ankara’yla Tahran müttefikliği değil, belirli bölgede belirli konularda ‘Batı karşıtı’ partnerliği sürüyor, o kadar. Gelen haberler, Donald Trump kararını açıkladıktan sonra Suriyeli Kürtlerin kurduğu çeşitli örgütler Esat’ın kapısını çalıyor yönünde. YPG liderlerinden Sipan Hemo’nun bile Suriye-Türkiye sınırında kontrolü Şam ordusuna devretmeye hazır olduğuna dair açıklaması bu bağlamda manidar. PYD-YPG Esat’a karşı nasıl bir yaklaşım gösterirse Rusya’nın tavrı ona göre şekillenecek. Hatta ‘Kürtlerin avukatı’ olabilir ama Amerika’nın aksine ‘birleşik Suriye vatandaşı Kürtlerin avukatı’” görüşünü ifade etti.

ABD ve Türkiye “güvenli bölge” için uzlaşır mı?

Her iki uzman isim, VOA Türkçe’ye, Ankara’nın bir yandan 23 Ocak görüşmesinde Rusya’yla müzakere edeceği “güvenli bölge” konusunda uzlaşıp- uzlaşamayacaklarını da yorumladı.

Prof. Dr. Yavuz, “Türkiye kendi sınırlarına yakın bölgede terör tehdidi istemiyor, çünkü iç istikrarını bozacak olan tehdidi kendi sınırlarından uzak tutmak istiyor. Bu isterse bizim tabirimizle güvenli bölge, isterse Amerika tabiriyle tampon bölge olsun bence çok değişmez. Önemli olan Türkiye’nin kaygı duyduğu istikrarsız alanı ortadan kaldırmaktır” tespitini paylaştı. Türkiye’nin aslında sığınmacı sayısı arttığı bu güvenli bölge konusunu dile getirdiğini hatırlatan Yavuz, o dönem ABD’nin ise bu bölgede hava sahası kontrolunda sıkıntı yaşanmasından çekindiğini çünkü Rusya ve Rusya’nın verdiği etkili hava savunması silahlarına sahip Suriye rejimi faktörü bulunduğunu söyledi.

Şimdiki noktada Türkiye’nin, Suriye’deki YPG’ye askeri operasyon yapmak istediğini bizzat Cumhurbaşkanı nezdinde ABD Başkanı’na ve tüm Amerikalılara aktardığını belirten Yavuz, “Ancak ABD, bu bölge konusunda sanki samimi değil gibi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yine Trump ile telefon görüşmesi de yaptı ama ABD’nin güvenli bölge veya Türkiye’nin bölgeye yapacağı harekat konusunda Ankara’ya yeşil ışık yaktığını düşünmüyorum. Belki sarı ışık yakılmış olabilir. Kırmızı da değil ama. Ama bence arayış halen sürüyor. Washington tarafı, ‘bölgede Amerikalılar da bulunmalı’ görüşünde Türkiye ise bölgede ABD varlığı olduğu sürece PYG-YPG’ye yardım ve istihbarat desteğinin süreceğini düşünüyor. Türkiye, PYG-YPG arasında tampon niteliğinde bölgede Amerikalı askerler olmasını arzu etmiyor” dedi.

Andrey İsaev ise, Yavuz’un aksine iki ülke arasında uzlaşma ihtimalini daha yüksek görüyor ve bunu Erdoğan ile Trump’ın politika yürütme biçimine bağlıyor. İsaev, “Bence ABD’yle Türkiye arasında uzlaşma sağlaması her zaman ve her konuda mümkün. Yeter ki her iki taraf siyasi ve maddi menfaat görsün. Özellikle her iki ülkenin liderlerinin ideolojiden temizlenmiş “Realpolitik” yürüttüğü bu dönemde. İkisi de “liderlik” konumuna büyük önem verdiği için aralarında anlaşmazlık noktalarının olmaması mümkün değil tabii ki. Fakat bölgede birbirine gerçekten muhtaç. Yarın de muhtaç olacak, öbür gün de” ifadelerini paylaştı.
Amerikaninsesi Yıldız Yazıcıoğlu

Güncelleme Tarihi: 23 Ocak 2019, 01:07
SIRADAKİ HABER