Bahçeli: Sığınmacı meselesi ülkemizin yumuşak karnı, istismara müsait bir zaafı haline gelmiştir

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Kabul edilmelidir ki sığınmacı meselesi ülkemizin yumuşak karnı, istismara müsait bir zaafı haline gelmiştir" görüşünü savundu.

© AA
Bahçeli: Sığınmacı meselesi ülkemizin yumuşak karnı, istismara müsait bir zaafı haline gelmiştir

Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu.İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Karadeniz gezisine tepki gösteren Bahçeli, "İstanbul, İstanbul olalı böylesi bir zillet ne görmüş ne de yaşamıştır. Asıl vız gelecek tırıs gidecek şahıs İmamoğlu’dur." dedi.

Bahçeli’nin konuşmasından başlıklar şöyle:

“Bizi ayırmaya, ayrıştırmaya heveslenen menfur çevrelere en güçlü cevaplardan birisi bayramlardır.

Bizim vakfedecek yegane mülkümüz bilinmesini isterim ki taşıdığımız can emanetinden başka bir şey değildir. Bu vatana, millete bin defa hediyedir.

İstismarı ve inkârı siyasi mücadelelerin cümle kapısı haline getirmiş bozuk ve bulanık zihniyet sahiplerinin bizim tavrımızı, bizim tarzımızı anlaması eşyanın tabiatın aykırıdır.

Siyasetteki gelecek tasavvurlarını dış mihrakların insaf ve icazetine bağlayan yerli iş birlikçi güruh her fırsatı ganimete çevirmenin kurnazlığıyla meşguldür. Bugün de ülkemizin asıl sorunlarından birisi değişmeyen bir kafa yapısıdır. 

CHP yönetimi kendi geçmişiyle aziz Atatürk’ün tam bağımsızlık ideali ile tenakuz halindedir. Öyle bir zaman aralığındayız ki dağda çakal, ormanda tilki kalmamış hepsi siyasetin sağ ve sol kanadına kapılanmışlardır. CHP’ye bakın bunu görürsünüz, zillet ittifakının paydaşlarına bakınız aynısıyla karşılaşırsınız.  Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı sorusuna henüz kalıcı bir cevap verilebilmiş değildir.

CHP de hayır, umut, gelecek yoktur. CHP yönetiminin ismi tedavüle sokulan aday adaylarının iradesi yoktur.

Kılıçdaroğlu'nun aday olma iştahı her seferinde yeni bir karşı duruşla kırılmaktadır. İBB Başkanı’nın bayramda Karadeniz turuna çıkışı, Trabzon ve Rize’de belediye bütçesiyle dar katılımlı mitingler düzenlemesi ortamı tekrar kızıştırmıştır.

İstanbul’u yüzüstü bırakıp gitmesi siyasi ahlakın neresine sığmıştır. Bir belediye başkanın şehrini terk edip siyasi hesaplar içine girmesi, vızır vızır ortalıkta gezinmesi hangi amaca hizmettir?

İBB Başkanı, cumhurbaşkanı adayı olma arzusundaysa, dış bağlantılı talimat aldıysa, karşımıza çıkıp mertçe itiraf etsin.

İstanbul, İstanbul olalı böylesi bir zillet ne görmüş ne de yaşamıştır. Asıl vız gelecek tırıs gidecek şahıs İmamoğlu’dur.

CHP’de sular durulmaz, CHP’de fırtına dinmez, fitne bitmez. Çünkü CHP kulislerin, menfaat yarışlarının partisidir.

Zillet ittifakı kimi aday çıkarırsa çıkarsın 2023 yılının Haziran ayında sandıktan volkan ağzı gibi fışkıracak irade Cumhur İttifakı’dır. Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan da yeniden ve açık ara farkla seçilecektir.

CHP ve milletvekili genel seçimleri 2023 yılının Haziran ayında yapılacaktır. Seçimlerin erkene alınması diye bir şey söz konusu olamayacaktır.

Türk milleti belirsizliğe prim vermez, Türk milleti kuzguna gönül vermez. Türk milleti maceraya heves etmez. Verir oyunu sağlam iradeye, bozar alayını inceden inceye. 2023’te cumhuriyetimizin 100. Yıl dönümünü cumhurun muazzam başarısıyla süsleyeceğiz.

MHP’nin TBMM’de milletvekili sayısı itibariyle  çok güçlü bir şekilde temsili için adeta ışık hızıyla çalışacağız.

2023’te yalan, yıkım ve yozlaşma kaybedecektir. Kazanan Türkiye, Türk milleti, Türk vatanı, Cumhur İttifakı, kazanan MHP olacaktır.

Huzurumuzu kaçırmak, iç barış ortamımızı karıştırmak ve kargaşaya hapsetmek için faal halde bulunan odaklar bayramda iyice su üstüne çıkmışlardır. Türkiye’de bulunan yabancılarla ilgili duygusal tonu ağırlıklı, tepkisel yönü baskın, provokasyon dozajı yüksek, kirli malumatlar, gerçek dışı iddialar, çarpıtılmış haber ve fotoğraflar özellikle sosyal medya kanalıyla yoğun olarak servis edilmiştir.

Kabul edilmelidir ki sığınmacı meselesi ülkemizin yumuşak karnı, istismara müsait bir zaafı haline gelmiştir.

Önü arkası hesaplanmadan, sonuçları öngörülmeden atılacak her adım toplumun sinir uçlarını tahriş ve tahrip edecek her yaklaşım doğruca uçuruma açılacaktır. Anlaşılan sığınmacılar konusunun kaşınıp kanatılmasıyla ilgili vahim bir tehdit ve tezgah artan ölçüde körüklenmektedir.

Dikkatli, tedbirli, temkinli, donanımlı politikalar, partilerüstü bir anlayışla ele alınıp kademe kademe tatbik edilmelidir. Elbette Türkiye yol geçen hanı, göçmen ve sığınmacı kampı değildir.

Anadolu coğrafyasına mühür vuran aziz millet varlığının demografik özellikleri, sosyal dokusu korunmalıdır. Bunlara titizlik gösteriyorken, yabancı düşmanlığını ve ırkçılığı teşvik eden boyunduruk altındaki çevrelerin tuzaklarına da azami derecede uyanık olmak şarttır.

Biz il sayısı 100 olan, nüfusu da 100 milyona ulaşmış bir Türkiye’yi hedefliyoruz. Şunun da farkındayız ki sığınmacı sorunu Türkiye’nin uzun yıllar taşıyabileceği, tahammül edeceği sorun olmaktan tamamen çıkmıştır. Ancak bu çarpıcı gerçek ülkemizde misafir halde bulunan sığınmacılara cephe açmak,sosyal ve ekonomik hayattan tecrit etmek anlamına gelmemelidir.

Nihayetinde Suriyeli sığınmacılar bugün misafirimizse yarın komşumuz olacaktır. Komşu komşunun külünü de her zaman muhtaçtır. Bir defa Türkiye’nin sığınmacı akınına ve düzensiz göçe karşı alacağı etkili önlemler, milli siyaset planlamasıyla gerçekçi bir boyut kazanmalıdır. 

Sığınmacı sorunu aynı zamanda kapalı devre faaliyet gösteren örgütlerin yönlendirmesine son derece açık haldedir. Üstelik toplumsal tansiyonu yükseltmek, birkaç münferit asayişsizliği sanki her yerde yaşanıyormuş gibi göstermek için pusuda bekleyen sorumsuz ve hastalıklı zihniyetlerin son zamanlarda tehlikeli şekilde yaygınlaştığı malumlarınızdır. "

SIRADAKİ HABER