DEVA'dan kayyım tepkisi: Seçmen iradesinin gaspı

Genel Başkanlığı’nı Ali Babacan’ın yaptığı DEVA Partisi’nin resmi Twitter hesabından HDP’li belediyelere kayyim atanmasına tepki gösterildi. Mesajda “Daha önce ifade ettiğimiz ve parti programımızda önemle vurguladığımız gibi, Kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan, keyfi kararlarla, seçilmiş makamlara el konulması seçmen iradesinin gasbıdır. Bu, demokrasiye, onun temeli ve vazgeçilmezi olan seçimlere inancı zayıflatır” denildi.

© AA
DEVA'dan kayyım tepkisi: Seçmen iradesinin gaspı

Ali Babacan HDP’nin Diyarbakır, Van ve Mardin belediyelerine kayyım atanmasından sonra Karar gazetesinden Ahmet Taşgetiren ve Yıldıray Oğur’a yaptığı açıklamada da kayyım uygulamasına tepki göstermişti. Babacan’ın açıklamaları şöyleydi:

Seçmenin iradesine saygı göstermek gerektiğini aksi takdirde demokrasiye büyük zarar verileceğini belirten Ali Babacan, “Halkın iradesini dengeleyebilecek güç ancak bağımsız yargı olabilir. Yoksa vicdanlarda derin yaralar açılır. Bir de burada tabi güvenilir ve bağımsız bir yargı gerekiyor. Demokrasi önemli ama hukuk da çok önemli. Demokrasilerde hukuku göz ardı ederseniz, demokrasi bir süre sonra otokrasiye dönüşebilir” dedi.

‘KÜRT SORUNU BİZİM EN ÖNEMLİ ÇALIŞMA ALANLARIMIZDAN BİRİ’

Ali Babacan, devletin tüm vatandaşlarına aynı yakınlıkta olmasının temel bir ilke ve her kimliğin bu ülkenin asli bir unsuru olduğunu belirterek şunları söyledi: “Aksi halde aidiyet hissi oluşturamazsınız. Devlet tüm kimliklere saygı göstermek zorundadır. Her bir vatandaşımız, zaten doğal hakkı olan özgürlüklerini doyasıya yaşamalı. Haklar ve özgürlükler devletin vereceği alacağı bir konu olmamalı. Hakları ve özgürlükleri oylatamazsınız. Bu konularda ciddi sorunlar var. Türkiye’nin bir hak ve özgürlük sorunu var, bunu öncelikle kabul etmek gerekiyor. Aynı zamanda Türkiye’de bölgeler arası gelişmişlik farkı var. Toplum kesimleri arasında sosyoekonomik farklar büyük. Toplumsal hafızada derin yaralar var. Duygusal kopuşlar var. Sertlik politikalarıyla bunların çözülmesi mümkün değil. Vicdanlı olmak lazım.”

Türkiye’de büyük bir terör sorunu olduğunu ve çözüm için güvenlik tedbirlerinin sağlanması gerektiğinin altını çizen Babacan, “Burada taviz asla söz konusu olamaz. Karşınızda silahlı bir örgüt varsa, devletin de güvenlik enstrümanları vardır. Ancak sadece güvenlik tedbirleriyle terör sorununun çözülemeyeceğini bilmemiz lazım. Hem bizim yakın geçmişimiz hem de dünya örnekleri bize bunu söylüyor. Biz yıllarca şunu yaptık. ‘Türkiye’de hem özgürlükleri ilerletiyoruz, hem de Türkiye’nin güvenlik konumunu güçlendiriyoruz ve bunu eşzamanlı yapıyoruz. Özgürlüklerle güvenlik arasında bir denge kurmak zorunda değiliz’ dedik. Ve bununla yıllarca iftihar ettik. Her iki alanda birden ilerledik Türkiye’de. Sorunların daha fazla demokrasiyle çözüleceğine inandık ve bunu da gerçekleştirdik. Yapmamız gereken o ruhu yeniden yakalamak. Bu konuda da yeniden düşünülmüş stratejilere ihtiyaç var. Burada iyi bir strateji çalışmasına ihtiyaç var. Kürt sorunu şu anda bizim en önemli çalışma alanlarımızdan biri” dedi.

SSORUNLARI ÇÖZMEK İÇİN O SORUNLARIN VARLIĞINI KABUL ETMEK LAZIM’

Babacan, “Burada neyin problem olduğunu düşünüyorsunuz, problemli alan ne?” sorusuna ise, “Öncelikle Türkiye’de büyük bir terör sorunu olduğunu, bir özgürlük sorunu olduğunu, bir hukuk sorunu olduğunu, bir demokrasi sorunu olduğunu, bir ekonomi sorunu olduğunu kabul etmemiz lazım. Sorunları çözmek için önce o sorunların varlığını kabul etmek lazım. Sorunları inkar ettiğinizde çözüme nereden başlayabilirsiniz ki? Bizim Kürt vatandaşlarımızın da, Alevi vatandaşlarımızın da, başka farklı grupların da sorunları var. Bunlardan kaçamayız. Samimi bir çabayla bu sorunların üzerine gitmemiz gerekiyor” yanıtını verdi. (HABER MERKEZİ)

Güncelleme Tarihi: 15 Mayıs 2020, 14:12
SIRADAKİ HABER