Erdoğan'dan bürokratlara seslenen Kılıçdaroğlu'na: Faşist ve darbeci zihniyetin yansımasıdır; ne bizim ne de kamu görevlilerinin muhatabı değildir

Erdoğan, Sayıştay'ın 160. Kuruluş Yıldönümü Programı'nda konuştu

© DHA
Erdoğan'dan bürokratlara seslenen Kılıçdaroğlu'na: Faşist ve darbeci zihniyetin yansımasıdır; ne bizim ne de kamu görevlilerinin muhatabı değildir

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bürokratlara çağrısını "faşist ve darbeci zihniyetin yansıması" olarak değerlendirdi. "Biz birilerinin sürekli yaptığı gibi kamu görevlilerini tehdit ederek kendi siyasetçilerimize alan açmaya asla çalışmadık" diyen Erdoğan, "Yalan ve yanlış bilgilerle kamuoyunun meşgul edilmesinden daha tehlikelisi eksik ve çarpıtılmış bilgilerle bu işin yapılmasıdır. Türkiye'nin yapıcı bakış açısına ihtiyacı vardır. Ağzından çıkan sözden de haberi olmayan tipler ne bizim ne de kamu görevlilerinin muhatabı değildir" diye konuştu.

Erdoğan sözlerinin devamında, "Yalan ve yanlış bilgilerle kamuoyunun meşgul edilmesinden daha tehlikelisi, eksik ve çarpıtılmış bilgilerle bu işin yapılmasıdır. Türkiye'nin yıkıcı değil, yapıcı bakış açısına, argümanlara, siyasi projelere, küresel analizlere ihtiyacı vardır. Ağzından çıkan sözden de sergilediği davranıştan da haberi olmayan mazur tipler, ne bizim ne de kamu görevlilerinin muhatabı değildir" diye konuştu.

Erdoğan sözlerinin devamında, "Yalan ve yanlış bilgilerle kamuoyunun meşgul edilmesinden daha tehlikelisi, eksik ve çarpıtılmış bilgilerle bu işin yapılmasıdır. Türkiye'nin yıkıcı değil, yapıcı bakış açısına, argümanlara, siyasi projelere, küresel analizlere ihtiyacı vardır. Ağzından çıkan sözden de sergilediği davranıştan da haberi olmayan mazur tipler, ne bizim ne de kamu görevlilerinin muhatabı değildir" diye konuştu." />
Sayıştay'ın 160. Kuruluş Yıldönümü Programı'nda konuşan Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Sayıştay hiçbir kamu kurumunun rakibi ya da ikamesi değildir"
"Sayıştayımızın bu gurur gününde sizlerle beraber olmaktan memnuniyet duyuyorum. 160 yıldır bu güzide kurumumuzun çatısı altında ülkemize samimiyetle hizmet eden herkesi şükranla yad ediyorum. Sayıştay'ın denetimi altına giren devlet bütçesi, 85 milyonun rızkından keserek kamuya aktardığı kaynaklardan oluşuyor. Bu kurumumuz hukuk devletinin temel taşlarından biridir. Denetim özünü oluşturan şeffaflık ve hesap verebilirlik, modern demokratik devlet sisteminin en önemli vasıfları olarak tüm dünyada kabul görmektedir. Biz de yönetim anlayışımızın özünü oluşturan insanı yaşat ki devlet yaşasın ilkesini hayata geçirirken bu anlayışı geliştirecek reformlara ağırlık verdik.

"Sayıştay'ı 2006 ve 2010'da çıkardığımız kanunlarla daha da güçlendirdik"
Sayıştayımız sahip olduğu birikim, kendine verilen yetkilerle kamu yönetim sistemimizde gerçekten de kilit bir role sahiptir. Sayıştay hiçbir kamu kurumunun rakibi ya da ikamesi değil; denetlediği her kamu kurumun faaliyetlerini hukuka uygun yürütmesine rehberlik eden bir yardımcısıdır. Burası kendisi doğrudan hesap soran değil, hesap sorulmadan önceki çalışmaları yapan bir kurumdur. Sayıştay'ı 2006 ve 2010'da çıkardığımız kanunlarla daha da güçlendirdik. Sivil, askeri tüm kamu kurumlarını, kamu iktisadi teşekküllerini, belediye şirketleri dahil kamu kaynağı kullanan her kuruluşu sayıştay denetimi kapsamına alarak hukuk devleti  ilkesine olan bağlılığımızı ispatladık. Böylece milletimizin kamu kaynaklarının nasıl harcandığını en doğru, güvenilir ve sistematik şekilde takip edebilmesini temin ettik. Kamu yönetimine ilişkin diğer  reformlarımızın hemen tamamında Sayıştay'ın denetim alanını genişleten bir yaklaşımı benimsedik.

Sayıştay mensuplarının özlük haklarında gerçekleştirdiğimiz iyileştirmelerle sizlerin çalışma haklarını da düzelttik. Mesleki güvencelerinizi tahkim etmek suretiyle denetim faaliyetlerinizi her türlü etkiden uzak şekilde yapabilmenizi sağladık. Bizim denetimden asla kaçmadığımızın, korkmadığımızın, çekinmediğimizin en somut örneği, Sayıştay kanununda ve Sayıştay mensuplarının özlük haklarında yaptığımız tüm bu değişikliklerdir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçtikten sonra da Sayıştay'ın imkanlarını artırmayı sürdürdük. Amacımız Türkiye'nin demokratik hukuk devleti vasfıyla 2023 hedeflerine ulaşması, 2053 vizyonunu hayata geçirmesini temin etmektir. 

"Türkiye, demokrasi ve kalkınma sürecinde geçtiğimiz 20 yılda bir asırlık yol kat etti"
Sayıştay'ın 160. ve cumhuriyetimizin 99. kuruluş yılını yaşadığımız şu günlerde akıl ve vicdan sahibi hiç kimsenin inkar edemeyeceğine inandığım bir gerçek vardır. Bu gerçek de Türkiye'nin demokrasi ve kalkınma sürecinde geçtiğimiz 20 yılda bir asırlık yol kat ettiğidir. Dünyanın pek çok yerinde bize bu kadar kısa sürede bu kadar devasa atılımları nasıl gerçekleştirdiğimizi soruyorlar, hatta heyetler göndererek bizzat kurumlarımız nezdinde incelemeler yaptırıyorlar. Tabii süreç böyle hızlı olunca yeni yöntemleri yeni usulleri yeni araçlar ihtiyacı da ortaya çıkıyor. Her yenilik gibi bu tablonun içinde birtakım eksiklerin hatta hataların yaşanması kaçınılmazdır.

"Sayıştay, icracı kurumlardaki denetimini sadece açık arama ve ceza penceresinden bakarak yapmaması gerekir"
Biz yürütme tarafından meseleye ülkemize ve milletimize en kısa sürece mümkün olan n çok eserin ve hizmetin kazandırılması penceresinden bakıyoruz. Denetim ve yargı organları ise u meseleyi elbette sürecin hukuka uygunluğu yönünden değerlendirecektir. Önemli olan bu iki yaklaşımı ülkenin ve milletin çıkarlarını en üst düzeyde tutacak bir yerde buluşturmaktır Bunun için Sayıştay'ın icracı kurumlardaki denetimini sadece açık arama ve ceza penceresinden bakarak yapmaması gerektiğini düşünüyorum. Doğru olan yaklaşımın icracı kurumların iş ve işlemlerin hukuka uygunluğunu kolaylaştırıcı yardım edici yol gösterici bir anlayışla denetim faaliyetlerinin yürütülmesi olduğuna inanıyorum. Bu yönde gösterilen gayretleri takdirle takip ediyorum. Ancak olumsuz kimi örneklerin ortaya çıkabildiğini de biliyorum.

"Bu kurumlar bazen yaklaşım farklılıkları sebebiyle canımızı sıkacak, eleştirdiğimiz işler bile yapsalar..."
Milletin ve onun adına faaliyet gösteren hukukun değil de başka birtakım güçlerin işaretine göre çalışan her kurum önünde sonunda vesayet damgası yemeye mahkumdur. Kendilerine anayasa ve yasalarla verilen yetkileri güç temerküzüne yönelmek yerine ülkeye ve millete daha etkin hizmet sunmak için kullanan her kurumun başımız üzerinde yeri vardır. Velev ki bu kurumlar bazen yaklaşım farklılıkları sebebiyle canımızı sıkacak, eleştirdiğimiz işler bile yapsalar, neticede ortaya çıkan sonuca saygı gösteririz.

"Biz kamu görevlilerini tehdit ederek kendi siyasetçilerimize alan açmaya çalışmadık"
Biz birilerinin sürekli yaptığı gibi hâkim, savcısından polisine, üst düzey bürokratından memuruna kadar tüm kamu görevlilerini tehdit ederek kendi siyasetçilerimize alan açmaya asla çalışmadık, çalışmayız. Biz sorumluluklarımızın gereğini yerine getirirken, devlet geleneğimizin adabına, usulüne aykırı bir söz söylememeye, bir tutum sergilememeye azami dikkat gösteriyoruz. Anayasal güvence altında kamu hizmetini yürütmekle görevli insanları tehdit etmek ve gücünü milli iradeden alan iktidara direnmeye çağırmak faşist ve darbeci zihniyetin yansımasından başka bir şey değildir. 

"Ağzından çıkan sözden de sergilediği davranıştan da haberi olmayan mazur tipler, ne bizim ne de kamu görevlilerinin muhatabı değildir"
Kamu hizmetlerini yatırımların üretimin istihdamın tıkanmasından kimin fayda  göreceğini düşündüğümüzde izlenen taktiğin gerisindeki sinsi amaç kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Yalan ve yanlış bilgilerle kamuoyunun meşgul edilmesinden daha tehlikelisi, eksik ve çarpıtılmış bilgilerle bu işin yapılmasıdır. Türkiye'nin yıkıcı değil, yapıcı bakış açısına, argümanlara, siyasi projelere, küresel analizlere ihtiyacı vardır. Ağzından çıkan sözden de sergilediği davranıştan da haberi olmayan mazur tipler, ne bizim ne de kamu görevlilerinin muhatabı değildir.

Bunları milletimizin engin ferasetine havale ediyoruz. Biz işimize bakacağız. Cumhurbaşkanından memuruna kadar yönetim sorumluluğu üstlenen herkesle birlikte insanımıza daha hangi hizmetleri kazandırabileceğimizin gayreti içinde olacağız. Dünyanın ve bölgemizin köklü bir değişim sancısı içinde olduğu bir dönemde hepimize düşen görev, kısır tartışmalarla vakit kaybetmek değil, Türkiye'yi hedeflerine ulaştıracak adımları kararlılıkla atmaktır. "

SIRADAKİ HABER