Erdoğan'dan İmamoğlu'na: Ordu valimizden özür dilemedikçe böyle bir makama gelemez

"Herkesi kucaklamak için geliyorum diyen kişi, Ordu'da bu milletin,

© AA
Erdoğan'dan İmamoğlu'na: Ordu valimizden özür dilemedikçe böyle bir makama gelemez

"Herkesi kucaklamak için geliyorum diyen kişi, Ordu'da bu milletin, bu devletin valisine ne diyor, it diyor"

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kadim Dostlar Buluşması programında açıklamalarda bulundu. Erdoğan, hayatını kaybeden eski Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yi anarak başladığı konuşmasına, YSK'nın kararıyla mazbatası elinden alınan CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Ekrem İmamoğlu'nu eleştirerek sürdürdü. Erdoğan, İmamoğlu'na yönelik olarak "Herkesi kucaklamak için geliyorum diyen kişi, Ordu'da bu milletin, bu devletin valisine ne diyor, it diyor. Ordu valimizden özür dilemedikçe böyle bir makama gelemez" dedi.

Erdoğan, İmamoğlu'nun Ordu'daki 'VIP krizi'nde Ordu Valisi'ne hakaret ettiğini söylerken, "Ordu valimizden özür dilemedikçe böyle bir adaylığa layık olmaz, böyle bir makama gelemez. Bu makamda bulunanların her şeyden önce edeple bu makama gelmesi lazım" dedi.

İmamoğlu'nun sıkça vurguladığı 'israf' ve 'bütçe' konularında da açıklama yapan Erdoğan, "Şimdi yatıyor, kalkıyor bütçe diyor. Göreve geldim, bizim 2,5 milyar dolar borcumuz vardı. Teslim ederken 1 milyar 250 milyon dolarla devrettim. Şimdi rakam o günden bugüne İstanbul büyüyor. Yatırımlar sürekli artıyor. Şimdi tabii ki rakam çok daha ilerde. Önce bunu bir gör, bak nereden nereye geldi?" ifadelerini kullandı.

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

"Zalim Sisi tarafından, cunta tarafından devrilmiş ve hapse atılmıştı. Kendisiyle hem Cumhurbaşkanı seçilmeden önce hem de seçildikten sonra yakın dostluğumuz oldu. Darbe mahkemelerinde yargılanan ve idam cezasına çarptırılan merhum Mursi'nin mahkemede son nefesini vermiş olması kendisine ve halkına yapılan bir zulmün sembolüdür.

"Zalimler mazlumların canlarına kastedebilir, hatta onları öldürmek suretiyle şehadetine vesile olabilirler. Fakat verdikleri mücadelenin izzetine asla halel getiremezler. Biz de tüm müslümanlar merhum Mursi'yi son nefesine kadar yürüttüğü mücadelesini hatırlayacağız.

"Onunla aynı masada oturmam, asla görüşmem dedim"
"Bana zalim Sisi'yle görüşmek için çok teklifler geldi, bu tekliflerin hiçbirini kabul etmedim. Onun oturduğu masada oturmam, onunla görüşme asla yapmam dedim. Zira bizim zalimlerle bu noktada hele hele kardeşlik seviyesinde farklı dayanışmamızın olduğu bir kardeşimiz Mursi'yle bu şekilde bizim onun katili olan kişiyle bir araya gelmemiz mümkün değil dedim. Bu güne kadar da gelmedik.

"Bizim gözümüzde Mursi inandığı dava uğruna verdiği mücadele sırasında hayatını kaybeden bir şehittir. Tarih onu cezaevine atıp, idamla tehdit edenleri ve şahadetine yol açan zalimleri asla unutmayacaktır. Muhammed Mursi'ye Allah'tan rahmet, ailesine, Mısır halkına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum.
 
"1994 yılı Türk siyasi hayatı için de bir kırılmadır"
"Anadolu'nun bağrından çıkıp her türlü engeli aşarak ekonomi, siyaset, bürokrasi, sosyal hayatta yer tutmuş davamıza, insanımıza hizmetkârlık yapan pek çok kardeşimiz var. Rahmetli Erbakan hocamızın dediği gibi "Hayra motor, şerre fren" yapan tüm dostlarımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.

"1994 yılı sadece bizim hareketimiz için değil aynı zamanda Türk siyasi hayatı için de bir kırılmadır, yeni bir milattır. Hukuk, adalet, özgürlük ve demokrasi mücadelesi açısından 1950 seçimleri ne kadar önemli ise 1994 seçimlerinde yakalanan başarı da aynı şekilde önemlidir.

"1994 seçimlerinde ilk defa İstanbul ve Ankara'nın yanısıra 6 büyükşehir toplam 28 ilin belediye başkanlığını kazandık. Rabbimizin inayeti ve necip milletimizin desteğiyle tarihi bir seçim zaferine imza attık. Adaylık sürecimizden, seçim kampanyamıza kadar pek çok zorlukla karşılaştık. Medya kuruluşları, iş dünyasının çatı örgütleri, vesayet güçlerinden mafyatik yapılara kadar farklı odakların tehditlerine maruz kaldık. İman varsa imkan da vardır diyerek her türlü yokluğa, zorluğa rağmen yolumuzdan geri dönmedik."

"Hiç kimseyi dışlamadık, ötekileştirmedik"
"Hiç kimseyi dışlamadık, ötekileştirmedik. Dış görüşünü, siyasi görüşü, etnik kökeni, inancı, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun hiç kimseye önyargılı bakmadık. Zira yaratılanı yaradandan ötürü sevdik. Fatih'teki insanımıza nasıl ulaşmaya çalışıyorsak Kadıköy'deki, Beyoğlu'ndaki arka sokaklarındaki kardeşlerimize ulaştık. Girilmedik ev, sıkılmadık el bırakmadık.

"Yapılan eleştirilere, önümüze çıkartılan engellere aldırmadan İstanbullu kardeşlerimizin her birine ulaşmanın gayretinde olduk. İnanıyorsanız, muhakkak üstünsünüz demeden gece gündüz çalıştık, ter döktük, mücadele ettik. Sene 1884, seçim çalışmalarımız için semt semt, sokak sokak İstanbul'u  dolaşıyoruz. İnsanlarımızla kucaklaşıyor, ama birilerinin kucaklaştığı gibi değil, bizimki farklı, dertleşiyor onlarla ruberu hasbihal ediyoruz.

"İstanbul'un bir ilçesinde esnaf ziyareti yaptığımız sonrada 7-8 yaşlarındaki kız çocuğu yanımıza geldi. Annesinin iki bileziği ve kendi küçük bileziğini avuçlarıma bıraktıktan sonra şunu söyledi: Bunları annem size gönderdi, seçildikten sonra sakın bizi unutmasın, dedi. Sözünü bitirince bizim tepki vermemize fırsat vermeden yanımızdan hızlıca uzaklaştı."

"Milletimiz 1994'de hareketimizi sahiplenmiş, bizi bağrına basmıştır"
"Parti teşkilatlarımızın kuruluşundan seçim çalışmalarına kadar bunun günü gözlerimizi yaşartan, insanımızın alicenaplığını gösteren onlarca hadise yaşamıştır. 1950'de milletimizin merhum Menderes'i, 1983'de merhum Özal'ı sahiplendiği gibi 1994'de hareketimizi sahiplenmiş, bizi bağrına basmıştır. Anneler canından aziz bildiği 7-8 yaşındaki o kız çocuğunun istikbalini, umutlarını, hayallerini de avuçlarımıza bırakmıştır. Bu mücadele nice isimsiz kahramanın fedakârlıklarıyla bugünlere ulaşmıştır.

"Bu aziz dava milletin hayır duasıyla bugünlere erişmiştir. Başardığımız her şeyin önce Allah'ın yardımı sonra davamıza bağlılığımıza ve bu kutlu yoldaki özverilere borçluyuz. Büyükşehir belediye başkanı seçildiğimizde sadece başkanlık yetkisini değil aynı zamanda bize oy veren, güvenen, minik yavrumuz gibi geleceğini bize emanet eden kardeşlerimiz gibi tüm İstanbul'un umudunu yüklendik.

"Herkesi kucaklamak için geliyorum diyen kişi, Ordu'da bu milletin, bu devletin valisine ne diyor, it diyor"
"üşürmedik. Tüyü bitmemiş yetimlerin hakkına el uzatılmasına asla müsaade etmedik. Bu aziz şehre olması gerektiği gibi sahip çıkmanın, layık olduğu şekilde hizmet etmenin çabasını güttük. Milletimize olan taahhütlerimizi tek tek gerçeğe dönüştürdük.

"İstanbul'da sessiz bir devrime imza attık. 1994 senesiyle beraber belediyelerin iradesine, belediyecilik hizmetlerinde hamdolsun ülkemizde yepyeni bir dönemi başlattık. İstanbul böylece faşist CHP zihniyetinden kurtuldu. Milletimiz ilk kez 24 saat kapısını kendine açık tutan, derdiyle dertlenen, sevincine ortak olan farklı bir zihniyetle buluştu.

"Şimdi herkesi kucaklamak için geliyorum diyen kişi, Ordu'da bu milletin, bu devletin valisine ne diyor, it diyor. Bu nasıl kucaklama yahu! Sen her şeyden önce bu milletin valisine tahammül edemiyorsun? Sen İstanbul gibi bir şehre belediye başkanı olmak için yola çıkıyorsun."

"Ordu valimizden özür dilemedikçe böyle bir adaylığa layık olmaz, böyle bir makama gelemez"
"Böyle bir kişi benim milletimden başta, Ordu valimizden özür dilemedikçe böyle bir adaylığa layık olmaz, böyle bir makama gelemez. Bu makamda bulunanların her şeyden önce edeple bu makama gelmesi lazım.

"Ondan sonra bu milletin polislerine 'şerefsizler' ifadesini kullanan bir güruhun da yanında olduğunu düşünün. Şu anda seçim sathı mailindeyiz. Valimiz tabii ki bunu yanıda bırakmayacaktır. Davasını açmak suretiyle süreci devam ettirecektir.

"Susuz bir İstanbul'u suya kavuşturan biz olmadık mı? Dağları delerek İstanbul'a suyu getiren biz olmadık mı? Melen'den 230 kilometreden suyu getiren biz olmadık mı? Boğazdan suyu geçiren biz olmadık mı? Şu anda İstanbul'da bütün kavşaklar, bizden önce kavşak söz konusu değildi. Bunların hepsini biz yaptık. Metrobüs, Söğütlüçeşme'den al ta kendisinin belediye başkanlığı Beylikdüzü'ne kadar metrobüsü getiren biz olmadık mı?

"Yatıyor, kalkıyor bütçe diyor; önce bir bak, gör İstanbul nereden nereye geldi?"
"Bütün bu süreç şu anda İstanbul'a belediye başkan adayı olarak sunduğumuz Binali Yıldırım Bey kardeşimizle yürüdü. Marmaray'ı yaptık. Şu ana kadar 350 milyonu buldu. Kendisi oradan geçtiğini söylüyor. İyi ki geçtin. Ama kadir kıymet bilmek çok önemli. Bütün bunların yanında değerli kardeşlerim İstanbul'un o kirli havasını ortadan kaldıran biz olduk. Şimdi yatıyor, kalkıyor bütçe diyor. Göreve geldim, bizim 2,5 milyar dolar borcumuz vardı. Teslim ederken 1 milyar 250 milyon dolarla devrettim. Şimdi rakam o günden bugüne İstanbul büyüyor. Yatırımlar sürekli artıyor. Şimdi tabii ki rakam çok daha ilerde. Önce bunu bir gör, bak nereden nereye geldi?

"Şu anda millet bahçelerini çoğaltmanın hesabı içerisindeyiz. 1994'den önce yolsuzluk, yoksulluk, yasaklarla anılan İstanbul vardı. Hamdolsun bugün geleceğine güvenle bakan bir İstanbul var. Bugün Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'yle, İstanbul Havalimanı'yla gündeme gelen bir İstanbul var. İnşallah bu kalkınmayı 23 Haziran'dan sonra Binali Bey kardeşimin şehrieminliğinde devam ettireceğiz.

"18 günde neler yaptım diyor, ben söyleyeyim neler yaptığını..."
"6 günümüz var. Pazar akşamı inşallah bu mücadeleyle pazartesiye girmemiz lazım. Büyük ve güçlü Türkiye davasını hedeflerine ulaştırabilmemiz için, önümüzdeki imtihanları alnımızın akıyla vermek zorundayız. 18 günde neler yaptım diyor. Ben söyleyeyim neler yaptığını, 18 günde başkanvekillerinin ofislerinin, odalarının kilitlerini sökmekle meşgul oldu. Veri kopyalama diye bir olayın içerisine girdi. Madem seçildin bu işlerle niye uğraşıyorsun. Bu FETÖ sanatıdır.

"Belediyenin verilerinin nereye aktarılacağı belli olmayan bir şekilde kopyalanmaya çalışılmasından gönüllü kuruluşlarımıza kadar bir hesaplaşma, öç alma siyaseti güdülmüştür. Belediyeler vakıflarla işbirliğine girmez mi, girer. Nakdi para verme gibi bir durum tabii ki olmaz. Devletin Vakıflar Genel Müdürlüğü vardır. Bu tür vakıflarla işbirliğine gider. Onlara parasal değil ayni olarak arazi tahsisleri vesaire bu tür şeyler yapar. Oralarda birçok hizmetleri o STK'lar vasıtasıyla yürütür.

"Bu beylerin malum STK'ları vasıtasıyla yıllarca bu ülkede yaptıklarını biz bilmiyor muyuz? Hepsini biliyoruz. Baktık ki dün akşam bu işlerden bahsediyor, bir de isim veriyor. Ben de mi isim vereyim. Ama vermem.

"İBB Başkanı CHP'ye geçtiğinde asıl değişecek olan medeniyet, tarih, kültür anlayışından savrulma olacaktır"
"Şu anda işçiler Bolu'dan yola çıktılar yürüyorlar. Genel merkezine kadar yürüyecek. Bunların mumu yatsıya kadar bile yanmaz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı CHP'ye geçtiğinde asıl değişecek olan medeniyet, tarih, kültür anlayışından savrulma olacaktır. İşte Bilecik'te duvarlardan Osmanlı motiflerini duvardan kazıdılar. Gezi olaylarında ve daha çok örnekte tezahürlerini gördüğümüzde CHP faşizminin bu şehre karabasan gibi çökmesi olacaktır. Azgın azınlığın bu şehrin dokusunu, kadim karakterini bozmasına izin veremeyiz. Hamdolsun şu anda zaten İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin meclisinin kahir ekseriyeti AK Parti'den oluşuyor. Komisyonların tamamı AK Parti'den oluşuyor. Başkanvekillikleri öyle. Tüm bunlara asla sonuna kadar müsaade etmeyeceğiz.

"Bizler tesadüflerin, çıkarların bir araya getirdiği değil ortak hedeflerin, ideallerin buluşturduğu insanlarız. Bizler birlik olmadan dirlik olmayacağına inanan aynı davaya, aynı sevdaya gönül vermiş olan insanlarız. Bizler toplu vuran yürekleri sindirecek hiçbir gücün olmadığını bilen hareketiz.

"İstanbul'un anahtarını Binali Bey kardeşimize teslim edeceğiz"
"Elbette eleştirilerimizi yapacak, hatalarımızı, yanlışlarımızı birbirimizin yüzüne cesaretle söylemekten çekinmeyeceğiz. Şunu da üzülerek söylüyorum, kırgınlar, kırgınlıklar var. Kişinin kişiye kırgınlığı olabilir ama davaya kırgınlık asla olamaz. Hepimiz bir hizmetin içerisindeyiz öyleyse bu davada kırgınlık diye bir şey asla olamaz. Kibri, tekebbürü hiçbir zaman kapımıza yaklaştırmayacağız.

"Zorluklar karşısında yılmadık, saldırılar karşısında sinmedik, 12 Eylül ve 28 Şubat'ın üzerimize abandığı o meşum günlerde bir an olsun yeise düşmedik. İstanbul'un anahtarını bu şehrin kıymetini bilecek, bu şehre hizmet etmeyi görev bilecek emin ve ehil olan Binali Bey kardeşimize teslim edeceğiz. Milletimizin kafasını karıştırmalarına müsaade etmeyeceğiz."

SIRADAKİ HABER