HDP Eş Genel Başkanı Buldan: Bu kadar kadın cinayeti başka ülkede işlense yas ilan edilirdi

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “2019'da işlenen kadın cinayetleri ile ilgili, "Bu kadar cinayet hangi ülkede işlense ülke genelinde yas ilan edilirdi" yorumunu yapan Buldan, "Biz kadınlar tekçi erkek iktidarın tüm ezberlerini bozacağız" dedi.

© HDP
HDP Eş Genel Başkanı Buldan: Bu kadar kadın cinayeti başka ülkede işlense yas ilan edilirdi

Buldan, Ankara'da HDP Kadın Meclisi'nin konferansında konuştu. Yarın katledilişinin yıldönümü olan Hrant Dink’i ve 2019 yılında öldürülen kadınları anan Buldan, “2019 kadınlar için direniş yılıydı, 2020 kadınların zafer yılı olacak” dedi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, Buldan, "Diğer taraftan 3 gün önce cezaevlerindeki hukuk dışı, insanlık dışı uygulamaları protesto etmek amacıyla yaşamına son veren Nurcan Bakır’ı derin bir üzüntü ve rahmetle anıyorum.  Yarın Sevgili Hrant Dink’in ölüm yıl dönümü. Buradan Sevgili Hrant Dink’i saygıyla andığımızı ve ailesine başsağlığı dilediğimizi bir kez daha ifade ediyoruz. Ne Dink cinayeti, ne kadın cinayetleri, ne de diğer tüm cinayetleri, katliamları asla unutmayacağız, unutturmayacağız. Bu cinayetlerin açığa çıkması için adalet mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz" diye konuştu. 

Buldan, "Sadece yalanlarla, çarpıtmalarla, komplolarla, coplarla, silahlarla, devletin bütün zor aygıtlarıyla ve yarattıkları korku imparatorluğuyla ayakta durmaya çalışıyorlar. Bildiğiniz üzere 4 gün önce partimizin İstanbul İl Binamız önünde bir saldırgan havaya ateş açarak, bize, halkımıza gözdağı vermeye çalıştı. Bu tetikçilerin hangi merkezden yönlendirildiğini, kimlerin gönderdiğini tahmin etmek zor değildir" ifadesini kullandı. 

Buldan, "2019 yılı son on yılda en fazla kadının öldürüldüğü yıl oldu. Maalesef ki 474 kadının katledildiği vahim bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu kadar cinayet hangi ülkede işlense ülke genelinde yas ilan edilirdi. Yüzlerce kadının yaşamı söndürüldü; yakınlarının yaşamı solduruldu. Fakat kime gam, kime dert? Her zaman yaptıkları gibi hatta her zamankinden daha fazla yine kadınlara yöneldiler, kadın kazanımlarına saldırdılar. İstanbul Sözleşmesi’nden, nafaka hakkına, eşbaşkanlık sisteminden kadınların büyük mücadelesi ve emeği ile elde edilmiş eşbaşkanlık sistemimize ve kadın kurumlarımıza varıncaya kadar bütün kazanımlarımızı hedef aldılar" görüşünü savundu.

Buldan, "HDP olduğu sürece halkın payından çaldırmayacağımızı çok iyi biliyorlar. İşte bu nedenle kayyımları hırsızlık ve yolsuzluk için gönderiyorlar. Aslında onlar sadece İstanbul’da değil onlarda olmayan her belediyeden kendi ceplerine bir kanal döşemek istiyorlar. Yolsuzluk kanalı yapmak istiyorlar. Kanalcı kayyımların, hırsız kayyımların belediyelerimizdeki tek işlevi budur" düşüncelerini dile getirdi.

Buldan konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Bu saldırıdan birkaç gün önce sevgili Demirtaş’ın kitabının uyarlandığı tiyatroyu ve tiyatroya katılanları hedef gösterenin kim olduğu da iyi biliniyor. Kadın buluşmasından rahatsız olan gücün kim olduğunu iyi tanıyoruz. Biz kadınlar yan yana gelmeye ve çoğalmaya devam edeceğiz. Bizi yıldırabileceklerini sananlar yanılıyorlar. Kaybeden kendileri olacaktır. Kendi karanlıklarında kaybolacaklar. Kazanacak olan ise bizleriz! Kadın milletvekillerimizden, kadın belediye eş başkanlarımıza, birçok il, ilçe eş başkanımız ve çalışanımıza, TJA aktivistlerine saldırdılar, görevden aldılar, tutukladılar. Meydanlara çıkan, adalet isteyen, haklı taleplerini haykıran hatta dans eden kadınlara bir bütün halinde yöneldiler, saldırdılar. Çünkü korkuyorlar. Kadınlar bu iktidarın korkulu rüyasıdır. Kadınların kararlı mücadelesinden, kadınların cesaretinden, kadınların değiştirme gücünden korkuyorlar.

Kadın vekil sayımızla parlamento aritmetiğini değiştirdik: Ama yetmez! Kadın milletvekili sayısından, parlamentodaki kadın vekil aritmetiğini değiştirecek oranlara ulaştık. Bu önemli bir başarıdır. Yine dünyada kadın hareketlerinin ilk talepleri olan “kadınların oy hakkı” için verdiği mücadeleyi; dünyada en fazla kadın temsiliyet oranına sahip bir parti olarak çok daha ileri bir seviyeye bizler ulaştırdık. Bunlar yeterli midir? Değildir elbette! Biz kadınların gerçek ve tam eşitliği sağlamak, özgürlüklerimizi tam manasıyla elde etmek gibi büyük bir hedefimiz var! Bu nedenle mücadele iddiamız çok daha büyük ve değerlidir!

Bunların “hukuk devletiyiz” yalanının; milyonların adalet aradığı fakat adalete ulaşamadığı, milyonların adaletsizliğin pençesinde inim inim inlediği gerçekliğin içinde yeri yoktur. Bunların “kadınları en çok biz koruyoruz, kadınlar en çok bizden değer gördü” yalanının her gün onlarca kadının şiddet gördüğü, öldürüldüğü gerçeklikte yeri yoktur. Bunların “Suriye’ye barış getiriyoruz” yalanının; talanı, kıyımı, sürgünü, vahşeti yaşattıkları Kuzey Suriye gerçeğinde yeri yoktur. Bunların “davet edilmediğimiz yere gitmeyiz” yalanının Suriye gerçeğinde, Libya gerçeğinde yeri yoktur.

Bu iktidarın söylemlerine, icraatlarına bir bakın; ülkeyi kalkındırmaya dair, toplumu güçlendirmeye dair, yurttaşların temel haklarına dair, yaşama ve geleceğe dair, demokrasiye ve adalete dair tek bir sözleri, tek bir projeleri yoktur! Tek dertleri ihale ve rant dağıtımıyla zenginleşmek, güvenlikçi politikalarla ve milliyetçilikle iktidarlarını ayakta tutmaktır. Tek adam erkek rejiminin icraatlarına bir bakın; önlenmeyen kadına yönelik şiddeti ve cinayetleri, çocuk istismarlarını, yoksulluktan tükenmişlikten intihara sürüklenen bir toplum gerçeğini, açlıktan yaşamına son veren gençleri, soğuktan donarak ölen yurttaşlarımızı görürsünüz"

SIRADAKİ HABER