HDP Eş Genel Başkanı Temelli'den SETA raporuna tepki

"Türkiye'deki tüm yerel yönetimlere destek sunmaya hazırız. Çünkü bu demokrasi meselesidir."

© AA
HDP Eş Genel Başkanı Temelli'den SETA raporuna tepki

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Temelli'nin açıklamaları şöyle:

"Sivas Katliamı'nın faillerini biliyoruz ama bir türlü suçlular adaletin önüne çıkarılmadı. Ali İsmail Korkmaz'ı da Gezi'de yitirdiklerimizi, Dersim Katliamı'nda yitirdiklerimizi anmak istiyorum. Srebrenitsa'yı anmak istiyorum. O kadar çok yitirdiğimiz can var ki. Ama anmak yüzleşmektir. Bu iktidarlar hafızamızı silmeye çalışsa da biz mücadeleye devam edeceğiz yüzleşmek için. Toplumsal barış yüzleşmeden olmaz. 

10 Ekim'i anmak istiyorum. Ankara Gar'ı önünde tam 103 canımızı yitirdik. İhmali olanlar hâlâ adalet önünde hesap vermedi. Hatırlıyorsunuz bu katliamdan sonra 'oylarımız arttı' diyenler vardı. Bu katliamın müsebbiblşerine 'öfkeli çocuklar' diyenler vardı. Onları da unutmayacağız. Göz yumdunuz, katliam geliyorum dedi. Siz katliamdan medet umdunuz oylarınız artsın diye. Suruç'u da unutmadık. Bu anlayış aynı zihniyetler yoluna devam etme çabasında. Bir vakıf var biliyorsunuz. Seta Vakfı. Araştırmanın başlığı bile amacını ortaya koyuyor. Fişleme peşinde. Bildiğiniz andıç. Bu andıç meselesiyle iktidara gelenlerin geldiği nokta bu. 90'larda bu işi karargahlar yapıyordu, şimdi araştırma kurumları yapıyor. Demekki bu iş karargahtan alınıp bunlara verilmiş. Raporun arasına HDP'yi de sıkıştırmışlar. Bizimle iltisaklı olmak -ne demekse bu- suç olmuş. Bu gazetecilerin yapmış olduğu haberler suç değil. Suç olan sizin gazetecileri cezaevine göndermiş olmanız. Bu ülkede basın özgürlüğü yok, ifade özgürlüğü yok. Büytün özgürlükler lağvedildi.

Bu sistem Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi. Bu hükümet özgürlükleri yok sayma tasfiye etme ğeşinde. Bir rehabilite yapacaklardı heralde olmadı şimdi de sistemin emarını çekeceklermiş. Siz bu sistemin kısa filmini çekin. Çekin ki bu hukuksuzluklar adaletsizlikler tarihe not düşsün. Bu sistem yönetememe halidir. Bu yönetememe halinden dolayı da ülke hergün krize sürükleniyor. İktidarın payandası bir Merkez Bankası vardı. Başkanı görevden alındı. Görevden alınması suçtur. Görevden alma sebebi hedeflere ulaşamamış. Enflasyonu düşürememiş. Bu yasadışı kararnameyle görevden alındı. Faizler düşerse enflasyon nasıl düşer konusunda ekonomistler tez yazıyor. Kendisi tez yazamayan bir Merkez Bankası başkanı var şimdi. Böyle bir ilişki yok. Tarihte böyle vakaları Çillerle yaşadık. Biz unutmayız. Çiller biliyorsunuz iktisat profesörüydü ülke inanılmaz bir krize sürüklendi. Merkez Bankaları özerk olmalı. 

Ülke eğitim konusunda da ciddi bir kriz içinde. Liseye giriş sınavına 60-70 bin öğrenci gireceğini bekiyorlardı bir milyondan fazla öğrenci girdi. Neden böyle oldu 2 yıl önce Erdoğan TEOG'u kaldırın dedi. Bir de sanırsınız eğitim uzmanı. Her alanda aynı fotoğraf var. Fakat açıklanan sonuçlara baktığımızda, hani iller sıralanıyor ya. Son 20 ilin 18'i Kürt illeri. Geçen sene de böyleydi. Eğitim toplumda, ülkede eşitsizlik son bulun diye yapılır. Eğitim amacı toplumsal eşitsizliklerin kalkması üzerinedir, bizde bunu derinleştiriyor. Kürt illerine yönelik ayrımcılık devam ediyor. Bu ayrımcılığın yansımasını eğitimde de görüyoruz. Anadilinde eğitim haktır dedik. Anadilinde eğitimi var etmedikçe bu tablo değişmez. 

Peki nasıl kurtulacak Türkiye bu sistemden. Japonya'ya gitti ya orada bunu keşfetmiş; Kadın üniversiteleri. YÖK başkanına da talimat vermiş. Nedir bu kadın üniversitesi? Japonya'da Kadın Üniversitesi'nin adının üniversitesi olması onun üniversite olmasını göstermiyor. Bunların aklı fikri burada da cinsiyetçi bir ayrımcılığı dayatıyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı mücadele etmeliyiz. Yıllar önce Beyazıt Meydanı'nda başörtülü öğrenciler mücadele ederken, bunlar ortadan toz olmuştu, biz onların yanındaydık. O insanlar eğitim hakkı mücadelesi veriyordu. Kadın üniversitesi istemiyorlardı. Yanyana mücadele ediyorduk. Hak mücadelesinde buluşmanın en önemli örneklerindendi. Biz o faşist rektörlere karşı mücadele verirken bunlar ortada yoktu.

İki gündür ODTÜ'yü izliyoruz. Bunların bu ağaçla bir sorunu var. Çocukken ağaçtan mı düştüler nedir. Şu koskoca Ankara'da Kredi Yurtlar Kurumu yer kalmamış gibi ağaç kesmeye gitmiş. Bunu yaparken de öğrencilere saldırdılar, arkadaşlarımıza vekillerimize saldırdılar. Kolluk güçleri bir parti mensubu gibi sürekli hakaretlerle şiddetle karşımıza çıkıyor. Aynı şiddeti dün Diyarbakır'da da gördük. 

Şiddetten beslenen bir iktidar. Öyle ki bu çözümsüzlük ortamı kaybolmasın diye uğraşıyorlar. Çıktı Erdoğan yine dediki Kürt sorunu yoktur. Kürt sorunu vardır. Bu sorun küresel bir meseledir. Kürtler bu sorunun çözümü için mücadele ediyor.Artık Kürtlerin taleplerini görmek zorundasınız. Bugün Kürt sorunu yoktur diyenler, Kürt sorununun çözümü için mücadele edenleri hapse attılar, kentleri yıktılar, binlerce kişiyi katlettiler. İşte Afrin. Cerablus'a bakın, Irak'a bakın. Beş insan orada hava saldırıları nedeniyle yaşamını yitirdi. Onlar oradaki köylülerdi. Kürt sorunu yoktur diyenlerin saldırısı altında sürekli yaşamından olan insanlardan bahsediyoruz. Şimdi yine sınıra tank sevk ediyorlar. sınırlara tank sevk ederek bu sorunu çözemezsiniz, sınırlara barışı sevk edin. Herkesi barış için mücadeleye çağırıyoruz.

Kürt sorunu yok diyenler S-400'lerin, S-500'lerin peşinde. Şimdi bunları nereye koyacaklarını tartışıyorlar. Getirsin Saray'ın bahçesine koysun. Her sabah kalkınca sevsin. Kürt sorunu çözülmesin de bu çözümsüzlükten beslenelim de ne olursa olsun. Diyadin'de belediye başkanalrımıza saldırdılar. Neden çünkü biz oradan kayyımları süpürüp attık ya, aklınca bunun rövanşını alıyor. Polis çıkmış 'ben devletim' diyor. Siz devlet değilsiniz, devlet kurumlarından birinde istihdam ediliyorsunuz, personelsiniz. O saldırdığınız insanların vergileriyle maaş alıyorsunuz. O hizmeti vatandaşın güvenliği için vereceksiniz, iktidarın aldığı seçim sonuçlarının hesabını sormak için değil. Bir belediyeye saldırmak, ülkedeki herkesin iradesine saldırmaktır.

Ne yazık ki kimseden bir ses duyamadık. Bu yanyana gelememe hali bu ceberrut iktidarın elini güçlendiriyor. Demokrasi ittifakında bir an önce buluşmalıyız. Toplumsal barış ve uzlaşı için demokrasi ittifakında buluşma çağrımızı ısrarla yineliyoruz. Herkese yapıyoruz bu çağrıyı. Gelin hep birlikte bir toplumsal mutabakatla bir anayasa yapalım. Bu telkçi anayasadan kurtulalım. Bunu yapabiliriz. 

Mutlak demokrasi dedik. Toplumun tüm kesimleriyle bu anlayışta buluşmayı önceliyoruz. Ama önce parlamentoya çağır yapıyoruz. Önce bu sisteme karşı çoğulcu laik bir ülke için ilk adımı biz atalım. Sivil toplum örgütlerine ve sendikalara da bu çağrıyı yapıyoruz. Barış ve demokrasinin önündeki tüm yapılardan kurtulmalıyız. 

Güncelleme Tarihi: 09 Temmuz 2019, 12:58
SIRADAKİ HABER