Vali salon vermedi ama Allah'ın işine bak güneş açtı!

Seçim startını Kars'ta veren HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli: Dün kar yağıyormuş, tipi varmış, Vali'den salonu istemişiz, vermemiş. Allah’ın işine bakın ki bugün güneş açtı. Kars ne valiler gördü ne kayyımlar gördü, hiçbirinin adını hatırlamıyor, bunun da adını hatırlamayacak.

© MA
Vali salon vermedi ama Allah'ın işine bak güneş açtı!

HDP yerel seçim startını Kars ve Cizre’den yaptığı halk buluşmaları ve mitingler ile verdi. Kars’ta halka hitap eden Eş Genel Başkan Sezai Temelli valilik tarafından kendilerine salon verilmemesini eleştirdi. Temelli, “Kürdistan’ı sevenler Kuzey Irak’a gitsin” diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da yanıt verdi: “Man Adası orada, New York’ta aldığınız dairelerinize gidin ama biz buradayız, burada da olmaya devam edeceğiz.”
 
VALİ SALONU VERMEMİŞ… Halkların bahçesi, kültür beşiği Kars’ta Türküyle, Kürdüyle, Ermenisiyle, Azerisiyle, Gürcüsüyle yan yanayız. Bu tekçi zihniyete inat yan yanayız. Kars tarihi boyunca bir arada olma iradesiyle tüm dünyaya örnek olmuş, Türkiye’ye örnek olmuş bir kent. Bugün ülkeyi bölmeye çalışanlara, bizi karşı karşıya getirmeye çalışanlara inat yine bir aradayız. Bugün buradan bütün Türkiye’ye sesleniyoruz. Ortak vatanımızda demokratik cumhuriyeti var edene kadar yan yana omuz omuza faşizme karşı mücadelemize devam edeceğiz. Dün kar yağıyormuş, tipi varmış, Vali’den salonu istemişiz, vermemiş. Allah’ın işine bakın ki bugün güneş açtı. Kars ne valiler gördü ne kayyımlar gördü, hiçbirinin adını hatırlamıyor, bunun da adını hatırlamayacak. Halkların bu mücadelesini her zaman hatırlayacak, hatırlamaya devam edecek. Ne yaparlarsa yapsınlar, hangi zulmü ve şiddeti uygularlarsa uygulasınlar, biz yolumuzdan dönmeyiz. Bu yol barış yoludur, demokrasi yoludur, halkların bir arada huzur içinde yaşama yoludur. Bu yoldan vazgeçmeyiz. Bugüne kadar ne boyun eğdik ne diz çöktük. Bugünden sonra mücadelemizi yükseltmeye devam edeceğiz. Bugün zulüm var hukuksuzluk ve adaletsizlik var.

BEDENİNİ AÇLIĞA YATIRANLAR VAR: Bu adaletsizlik son bulsun, bu zulüm bitsin diye bedenini açlığa yatıranlar var. Adaletin sesini halkın sesini yükseltenler var. Bizler de bu sese ses katalım. Buradan Leyla Güven’e ses verelim. Hepsine sevgilerimizi saygılarımızı yollayalım. Tam 114 gündür Leyla Güven açlık grevinde, bugün Türkiye cezaevlerinde 330’dan fazla tutsak açlık grevinde, Strazburg’daki arkadaşlarımız, Kandıra Cezaevi’nde Selma Irmak, Sebahat Tuncel açlık grevinde. Hewlêr’de Nasır Yağız açlık grevinde. Hepsi bedenleri ile bu adalet ve demokrasi mücadelesine güç katıyorlar, seslerini yükseltiyorlar adalet ve hukuk istiyorlar.

HUKUKSUZLUĞUN NEDENİ TECRİT: Bu ülkede bunca hukuksuzluk varsa bunun en temel nedeni tecrittir. Sayın Öcalan’a uygulanan tecrit son 4 yıldır bütün hukuksuzlukların başlangıcı olmuştur. Bu mutlak tecrit koşullarına son verilmeden ülkede hukuk ve insan hakları konusunda yeni bir adım atma olanağı söz konusu değildir. Ne istiyoruz? Açlık grevine yatan arkadaşlarımız ne istiyor? Bu hükümetin, bu iktidarın hukuka uymasını, yasaların gereğini yapmasını istiyor. Tüm hükümlüler gibi Sayın Öcalan’ın da ailesi ve avukatlarıyla düzenli görüşmesini istiyor. Bu talepler meşrudur, bu talepleri yerine getirmeyenler meşruiyetlerini yitirenlerdir.

YASALARIN GEREĞİNİ YAPIN: İşte bugün Adalet Bakanı ve iktidar hukukun gereğini yapmak zorundadır. Bunu yapmıyorlarsa suç işliyorlar çünkü yasaya karşı geliyorlar. Adalet Bakanı’na buradan bir kez daha çağrı yapıyorum, yasaların gereği neyse onu yerine getirin ve bu mutlak tecride son verin. Kimseyi yitirmek istemiyoruz, arkadaşlarımızı yitirmek istemiyoruz. O yüzden de bir an önce adaletin gereği yerine getirilmelidir. Sevgili arkadaşlarım, insan hakları, hukuk ve adalet konusu siyasete malzeme yapılamaz. Kimse de yapmamalıdır. Hukuk, adalet hepimize, herkese lazım! O yüzden de hukukun, adaletin gereği ne ise o yerine getirilmelidir. Bunun dışındaki her türlü adım bugün için siyasete malzeme edilen hukuk, ülkemize yapılan en büyük kötülük olacaktır. Bu kötülüğe hep beraber dur diyelim.

SEÇİM ZAMANI KÜRT SONRA KURT OLUYORLAR: Adalet Bakanı dün diyor ki ‘Biz Kürtçe ninnilerle büyüdük’. Güzel, iyi olmuş. Fakat sen Adalet Bakanı’sın, seçim zamanı aklına Kürt olduğun gelmesin, her zaman gelsin. Her zaman gelsin ki bu ülkenin bir halklar bahçesi olduğunu unutma. Her zaman gelsin ki bu ülkenin bir kültür beşiği olduğunu unutma. Bunlar biliyorsunuz, seçim zamanı Kürt oluyorlar, Kürtlükleri akıllarına geliyor, seçim bitiyor kurt oluyorlar. (Yuhlamalar üzerine) Kimseyi yuhalamayın, bizler bize yakışanı yapacağız. Bizler bir arada yaşama iradesini ortaya koymuşuz. Bizler kimseye nefret söylemiyle yaklaşmayacağız. Bizler kimseye düşmanlık yapmayacağız. Bu onlara yakışır. Sabah akşam HDP’yi düşmanlaştırarak, bizleri kötüleyerek siyaset yaptıklarını sanıyorlar. Siyaset halk için, halkın sorunlarını çözmek için yapılır. Bunların artık halkın sorunlarını çözecek ellerinde bir şey kalmamış. Tek bildikleri şey halkları birbirine düşman etmek, HDP’yi kötülemek ve bize yol göstermek. Diyorlar ki ‘ülkeyi terk etsinler’. Ne terk edeceğim ülkeyi, burada doğdum, burada yaşıyorum burada yaşamaya devam edeceğim. Burada siyaset yapacağım; burada mücadele edeceğim. Burası benim ülkem. Bu güzel ülke için siyaset yapıyoruz. Kürt halkı gibi erdemimizle siyaset yapıyoruz. Bu güzel ülke için siyaset yapıyoruz, erdemimizle siyaset yapıyoruz kimsenin hakkı değil bize erdem öğretmek. Bu erdem Kürt halkının 100 yıllık mücadelesinin sonucudur. Gitmek istiyorsanız buyurun gidin. Man Adası orada, New York’ta aldığınız dairelerinize gidin ama biz buradayız, burada da olmaya devam edeceğiz.

HDP KARS’A YAKIŞIR: Sevgili arkadaşlarım, bugün Kars’tayız. Kars’tan başladık. İlk adayımızı da Kars’tan açıkladık. Sevgili Ayhan Hocam, Ayhan Bilgen, Kars’ta aday olduğunu açıkladığı günden bu yana aranızda. İlk günden beri Kars’ın sorunları ile ilgileniyor, çözüm üretiyor, nasıl bu sorunları çözebiliriz diye. Adaylarımız belli olduktan sonra Şevin Başkan ile beraber -şimdiden başkan diyorum bakın kazanacağız çünkü mutlaka kazanacağız- Ayhan Bilgen Kars’ın sorunlarına çözüm bulmak için 7/24 çalışıyor. Diğerlerinin lafı boş laf. Neden? Çünkü Kars’ta nereye gitseniz suratınıza sorunlar çarpıyor. Kars’ta nereye gitseniz çamur var, çukur var. Kars’ta nereye gitseniz dert var. Mesele bu dertlere çözüm bulmaktır. Ama onlar bugüne kadar Kars’ın sorunlarına çözüm üretmek yerine sorunlara sorun katmışlardır. İşte Kars’ın ekonomisine bakın. En çok göç veren kent Kars! Neden? Çünkü işsizlik ve yoksulluk var. Bu işsizlik ve yoksulluğa hep birlikte çözüm üretmeliyiz. Kars’ın sorunlarını çözmek için yeni bir yerel yönetim anlayışına ihtiyacımız var. O yüzden diyoruz ki Kars HDP’ye, HDP Kars’a yakışır. Ayhan Bilgen ve Şevin Alacak Kars’a yakışır.  Bunlar iktidara ilk geldiklerinde, ne var ne yok sattılar bir özelleştirme dalgasıyla halkın kaynaklarını çarçur ettiler. Dedik ki yapmayın! Siz özelleştirme yaptıkça bu ülke daha çok borçlanır. Siz özelleştirme yaptıkça, bu ülkede işsizlik artar. Siz özelleştirme yaptıkça, ülke yoksullaşır. Sonuçta şimdi daha çok borçlandık. Daha çok işsizliğimiz var, daha çok yoksuluz.

TARIMI BİTİRDİLER: Bakın bu ülkede tarımı bitirdiler, tarım politikası diye bir şey kalmadı. AB’den demokrasi alacaklarına, Avrupa’nın gıdasını, tarımını aldılar; bu ülkede tarımı bitirdiler. Kendi tohumunu üretmek yerine İsrail’den tohum aldılar; bu ülkenin tohumunu bitirdiler. Kars’ın en gelişmiş, Orta Doğu’nun en gelişmiş süt ve et tesisini özelleştirdiler. Bugün hayvancılığı bitirdiler, Kars’ı ve ülkeyi yoksullaştırdılar, adeta bir tarım terörü yarattılar. Çıkmış bugün diyor ki bu tarım terörünün bu tarımda yaşananların müsebbibi rantçılar, manavlar, çiftçiler, hal esnaflarıymış. Bizim aklımızla çiftçinin aklı ile alay edenler tarımı bu duruma sürükleyenler çiftçiyi esnafı suçlu hale getiriyorlar. Oysa biliyoruz ki, bugün yaşadıklarımızın tek bir müsebbibi var o da bu iktidardır. Bu iktidar  gitmeden bu yoksulluk bitmez, bu işsizlik bitmez. Sorunlarımıza çözüm arıyorsak, o zaman gelin hep birlikte yan yana omuz omuza verelim, bu sorunları birlikte çözelim. Yerinde çözelim, yerinden yönetimle çözelim. Bir yerel demokrasi anlayışı ile çözelim. Bunu ancak bir arada bizler başarabiliriz. O yüzden de yerel yönetim anlayışımızla yerel demokrasi anlayışımızla yerellerde iktidara geliyoruz. Kars’ta da iktidara geleceğiz. Kars’ın sorunlarını birlikte çözeceğiz. Kooperatif ve tarım anlayışımızla tarımı kalkındıracağız; yoksulluğa son vereceğiz. Yoksulluğu yönetmek değil, bitirmektir erdem. O yüzden tanzim satış kamyonları ile yoksulları kuyruklara mahkum edenlere inat biz yoksulluğu hep birlikte bitireceğiz.
 
ERDOĞAN CUMHURU BÖLÜYOR: Bu ülkede bir Cumhurbaşkanı var mı? Sizin bir Cumhurbaşkanınız var mı? Cumhurbaşkanı, cumhurun başkanı, halkın, halkların başında olur. Tabii bu başta olmak padişahlık, diktatörlük değildir; halkı kucaklamaktır, herkese eşit mesafede olmaktır. Bunun yolu da kuvvetler ayrılığından geçer, yasamanın yürütmenin kuvvetler ayrılığı ilkesiyle bağımsızlığından ve tarafsızlığından geçer. Oysa bugün Cumhurbaşkanıyım diyen Erdoğan AKP’nin başındadır. Yani sadece kendinden olan başkan diğerlerine düşmandır. Bu ülkeyi tam ortadan ikiye bölmektedir. Bakın sosyal medya paylaşımlarına, miting konuşmalarına bakın. Bu ülkede kendisinden olmayan, kendisine oy vermeyen herkesi dışlamakta ve ötekileştirmektedir. O yüzden dedik ki bu sistemle yürünemez. Bu sistem bu ülkenin tarihine geleneğine ve bir arada yaşama iradesine uygun değil.

TEK MEMNUN ERDOĞAN: Sorunları yerel demokrasi ve demokratik cumhuriyet ile çözebiliriz. Bu sistemle yol alamazsınız. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi bize uygun değil. Biz yerel demokrasi ile güçlendirilmiş bir parlamenter sistem ile ancak yürüyebiliriz. Parlamenter sistemin sorunları vardı. Bunları ancak hep birlikte yerinden yönetim ve yerel demokrasi ile aşabiliriz. Çoğulcu, laik, demokratik bir cumhuriyeti var edebilirsek bu sorunları aşabiliriz. 24 Haziran’dan bugüne cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi uygulanıyor. Kim bu sistemden memnun? Memnun olan bir kişi var mı? Bir tek kendisi memnun. Başka da memnun olan yok.

UÇURUMA SÜRÜKLÜYORLAR: Onun bir de küçük ortağı var. O da diyor ki “bakın bu sistem bir beka meselesidir.” Ben size bir şey söyleyeyim: Bu bir beka meselesi falan değil. Ülke elden gidiyor, halk perişan, devletin bekası dediğiniz şey bu ülkeyi uçuruma, felakete sürüklüyor. Bak ne diyor büyük ortağın sana? Seçime kadar değil mezara kadar. diyor. Sizi mezara sürüklüyor. Aklınızı başınıza alın! Bunlar iktidardan gittiğinde, bu ülke huzur bulacak, bu ülkeye barış gelecek, demokrasi gelecek. 31 Mart seçimleri bu yüzden çok önemli. 31 Mart seçimleri Türkiye açısından çok önemli bir seçimdir. Çünkü 31 Mart’ta yerellerde iktidara gelerek, bu halkı bu utançtan kurtaracağız ve yerellerde iktidara getireceğiz. Tek başımıza iktidara gelemediğimiz her yerde, halkın iradesi demokrasiden yana olanlar, demokrasi güçlerinin iktidara gelmesi için canla başka çalışacağız. Bu AKP-MHP blokundan bu ülkeyi kurtaracağız. Çünkü bu zihniyet faşist bir zihniyettir. Buna ancak biz son verebiliriz, öyle de yapacağız. 31 Mart’ta sandıklara oyumuza irademize geleceğimize sahip çıkacağız. Bu ülkeyi kayyımlardan, bu iktidardan kurtulacağız. Bu faşistleri tarihin çöplüğüne süpürüp atacağız. Şimdi bütün kırgınlıkları, küskünlükleri bir tarafa bırakıp omuz omuza çalışma zamanıdır. İnanıyorum ki çok büyük bir başarıya hep birlikte imza atacağız. 1 Nisan’da yine burada, hep birlikte demokrasi ve umudun halayına duracağız. Diyeceğiz ki; Kars Ya Me Ye, Türkiye Ya Me Ye! Hepinizin yolu açık olsun. (HABER MERKEZİ)

SIRADAKİ HABER