Yalnız beyinlerin insanlara duyduğu açlık, aç beyinlerin yemeğe duyduğu açlığa benziyor

İzolasyon sonucunda; kayda değer bir şekilde artan sosyal arzu, rahatsızlık hissi, izolasyondan hoşlanmama ve mutsuzluk saptandı.

© GETTY IMAGES
Yalnız beyinlerin insanlara duyduğu açlık, aç beyinlerin yemeğe duyduğu açlığa benziyor

Nature Neuroscience dergisinde yayımlanan makalede, tamamen izole halde geçirilmiş bir günün ardından insanların beyinlerinin, sosyal birliktelik arzusunun yüksek olduğunu gösterdi. Bu durum, aynı aç bir insan beyninin yiyecek gördüğünde heyecanlanması gibiydi.

O zamanlar çalışmalarını MIT’de yürüten bilişsel sinirbilim uzmanı Livia Tomova ve meslektaşları, birbirinden izole yaşamak zorunda kalan bireylerin sosyal etkileşimleri arzulayıp arzulamadıklarını öğrenmek için 40 genç-yetişkinin katılımıyla bir çalışma gerçekleştirdiler. Deney, ana hatlarıyla 3 aşamadan oluşuyordu.

İlk olarak, yalnızlığın öznel bir durum olduğu ve sosyal yaşamı etkileyen çeşitli faktörlerin varlığı (kronik hastalıklar, mental rahatsızlıklar gibi) göz önünde bulundurularak bireylerden kendilerini değerlendirmeleri istendi. 

Bir sonraki aşama 3 farklı süreçten oluşuyordu; izolasyon, ana hat ve açlık. 10 saatlik izolasyona ve 10 saatlik açlığa maruz bırakılan katılımcılara, "işaret-kaynaklı arzu" (İng: "cue-induced craving" ya da kısaca "CIC") görevleri verildi. Bireylere sosyal birlikteliği, yemekleri ve çiçekleri çağrıştıran farklı fotoğraflar gösterildi. Ana hat sürecinde katılımcılara işaret-kaynaklı arzu görevlerine ek olarak fonksiyonel yer saptayıcı görevler de verildi. Ardından görseller ortadan kaldırıldı ve katılımcılardan sırasıyla bu işaretlere karşı oluşan arzularını rapor etmeleri istendi. 

Üçüncü aşamada ise bu örneklere karşı kişilerin beyinlerinde meydana gelen aktivitelerin anatomik ve fonksiyonel incelemeleri yapıldı.

Katılımcılar; arkadaşları, Facebook veya Instagram hesapları olmadan, 10 saat boyunca süren tam bir sosyal izolasyona maruz bırakıldı. İzolasyonun bitiminde bireylere içinde sohbet eden ya da takım sporları yapan insanların bulunduğu görseller gösterildi. Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (fMRG) kullanılarak sosyal işaretlerin oluşturduğu nöral cevaplar ölçüldü. Ayrıca bireylerin bu durumdan nasıl etkilendiklerini kendi fikirleriyle ifade edebilmeleri için anketler hazırlandı. 

İzolasyon sonucunda; kayda değer bir şekilde artan sosyal arzu, rahatsızlık hissi, izolasyondan hoşlanmama ve mutsuzluk saptandı. Deneyin başka bir gününde 10 saatlik açlığa maruz bırakılan bireylerde de durum farklı değildi. Çeşitli yemek görsellerine karşı verilen cevaptaki artış Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI) ile gösterildi. Günün sonunda, pizza ve çikolatalı kek görsellerine karşı orta beyindeki belirli sinir hücrelerinin coştuğu anlaşıldı.

NE KADAR ÇOK AÇLIK YA DA İZOLASYON, O KADAR KUVVETLİ BİR ETKİ  

Orta beyin, insanların yiyecek, arkadaş, kumar ya da uyuşturucu arama gibi güdülerinde önemli bir rol oynar. İnsanların aç ya da yalnız olmasına gerek duymadan yemeğe ve sosyal sinyallere cevap verir. 

Sonuçta, bir insan her zaman yemek yiyebilir ya da arkadaşlarla takılabilir, öyle değil mi?

Fakat açlık ve yalnızlık, bu bölgedeki reaksiyonları arttırır ve nöral cevapların yoksun kaldıkları şeye spesifik olmasını sağlar. Orta beyinde reaksiyon artışına sebebiyet veren nöronlar, substantia nigra pars compacta ve ventral tegmental (SN/VTA) adlı bölgede bulunur. SN/VTA açlık ya da uyuşturucu bağımlılığı gibi durumlarda aktive olur. Özellikle SN bölgesinde yoğun miktarda dopamin üretilir. Dopamin, özellikle ödül mekanizmasıyla ilişkili bir kimyasaldır. 

Bu bilgilerin ışığında yapılan çalışmada, insanlardaki sosyal izolasyonun SN/VTA’da bir etki yaratacağı düşünülmekteydi.

Nitekim de öyle oldu. Çalışmaların sonucunda, izolasyona maruz kalan beyinlerin sosyal işaretlere karşı verdiği SN/VTA cevapta; açlığa maruz kalan beyinlerin yemek işaretlerine karşı verdiği SN/VTA cevapta olduğu gibi artış gözlendi. Ancak bu artış, tüm katılımcılarda aynı seviyede değildi. Genellikle daha yalnız olduğunu söyleyen insanlarda, sosyal cevapların körleştiği saptandı. Tomova, şöyle anlatıyor:

Buna sebep olanın ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Belki de izolasyonda olmak onları gerçekten o kadar etkilemiyor çünkü bu durum onların, bir ihtimal, günlük yaşamlarından daha farklı bir şey değil.

Şu anda Cambridge Üniversitesi’nde çalışan Tomova, bulguların “günümüzdeki durumu açıkladığını” söylüyor. COVID-19, fiziksel sağlıkla birlikte akıl sağlını da tehlikeye sokarak birçok insanı sosyal olarak izolasyonda ve yemekten daha şiddetli arzularla bırakıyor.

Böyle bir krizin sosyal boyutuna bakmak önemli. (Evrim Ağacı

SIRADAKİ HABER