Politikada ve yaşamda beka sorunu

Bilindiği gibi politika toplumu yönetme ve toplumsal sorunları çözme sanatı olarak bilinir ve öyledirde, öyle olması gerekir. Toplumsal sorunlar ne ölçüde çözülürse, politikada o ölçüde başarı sağlanır ve politik mercihlerle halk arasında da kopmaz bağlar oluşur. Politikanın tarih sahnesine çıkıp, yaşama yön vermesi insanlık tarihi kadar eskidir. Çünkü politika yaşamı beslemiş, yaşamda politikayı beslemiş, günümüze kadar gelmiştir. Tarih hem geçmiş hem günümüz ve hemde gelecektir.

© IMAGES
Politikada ve yaşamda beka sorunu

Tarihe baktığımızda çok şeyin geliştiği ve değiştiği görülecektir. Devletler kurulmuş, imparatorluklar kurulmuş, uygarlıklar 
gelişmiş ve birçok konuda çok şeyin yaşanıldığı görülür. Tarihte sonradan oluşan, kurulan ve gelişen hiçbir şeyin kalıcılığı 
olmamış, zaman içinde herşey değişim ve gelişim göstermiş, bir uygarlık başka bir uygarlığın gelişimine zemin hazırlamış 
ön ayak olmuş, yaşam günümüze kadar gelmiştir.


Tarihte değişmeyen tek şey değişimin olduğu ve hiçbir şeyin bekasının olmadığıdır. Tarihin ve insanlığın bekası var ama 
hirbir devletin, hükümetin hele hele siyasi partinin bekası olmaz. Çünkü tarihin binlerce yıllık geçmişi bize bunu barizce 
gösteriyor. Beka sözcüğü ile baki sözcüğü aynı kökten gelir ve aynı anlamı var. Yani kalıcı anlamına gelir. Politikada beka 
nedir? Politikada beka, politik erkin varlığını sürdürmesi durumudur. Son beş bin yıllık tarih, esasen sömürüye ve sınıflara 
dayalı tarih olarak yaşanılmıştı, yaşanılmaya devam ediyor. Tarihte hiçbir devlet, hükümet ve sistem toplumsal desteğe ve 
güce dayanmadan ayakta duramaz, varlığını yani bekasını sürdüremez. 

Sınıflı toplumsal sistemlerde devlet erki geçmiş çağlarda TANRI söylemine, son iki yüz yıllık kapitalist toplum sistemleride 
ulus devlet ve sahte adalet ve demokrasi söylemlerine, argumanlarına sarılarak, toplum üzerinde egemenlik kurmuş, hakimiyet 
sağlamışlardır. Tarihte birçok devlet ya savaşarak yada çeşitli devrimler ve isyanlar sonucu ya yıkılmış yada değişim yaşamıştır. 
Köleci, feodal sistemler kendi varlığını toplumun aşırı eğitimsizliği ve cehaleti üzerine kurup, tanrı kavramını arguman olarak 
kullanarak toplumu egemenlik altında tutarken, son üç yüz yıllık kapitalist sistemde daha çok ulus devleti ve milli değerleri 
dillendirerek, politikaya alet ederek, toplum üzerinde egemenlik kurmuş ve kendi sistemlerini meşru hale getirmişlerdir. 
Sınıflı rejimler, toplumun eğitimsizliği ve sistemin kendisini topluma aitmiş gibi göstermesiyle ayakta kalır. Sadece askeri ve 
siyasi hakimiyet kurarak varlığını sürdürmek uzun ömürlü olmaz.

Toplumlar çoğu kez mevcut siyasi erkin yani devletin ve hükümetin kendilerine yani topluma ait olduğunu bilirler, buna 
inandırılırlar. Dolayısıyla devletin, yada hükümetin beka sorununu kendi beka sorunları olarak görürler. Toplumsal desteğini 
ve siyasi meşruluğunu kaybeden bir devlet ve hükümet askeri olarak ne kadar güçlü olursa olsun, yıkılmaktan ve çözümekten 
kurtulamaz. Görüldüğü gibi, siyasi partiler, dönemsel hükümetler politikada beka sorununu kendi siyasi iktidarlarını ve toplum 
üzerinde kurdukları egemenliklerini devam ettirmek için iyi bir şekilde kullanmasını biliyorlar, toplumuda buna inandırıyorlar. 
Gelişmemiş ülkelede milli değerler, dini değerler kullanılarak, gelişmiş ülkelerdede toplumun refahı yükseltilerek, toplum 
sisteme bir şekilde tutturulur, monte edilir. 

Gelişmiş ve demokratikleşmiş ülke ve devletlerde hiçbir siyasi parti ve politikacı kendi dönemsel iktidarlarını çok önemsemez, 
uzun süre parti liderliğinde durmaz ve gereklide görmez. Gelişmiş ve demokratikleşmiş ülkelerde önemli olan öncelikle yaşamın, 
sonrada devletin bekası önemsenir. Ancak gelişmemiş ve demokrasisi çok zayıf olan ve göstermelik demokrasiden öteye gitmeyen 
ülkelerde de, dönemsel hükümetler, toplumsal desteğini kaybetmeye ve iktidarlarının düşeceğini anlamaya başladıklarında da
sanki devlet çökecekmiş ve devletin sonu gelecekmiş yaygarasını koparıp, toplumu galeyeana getirip, kendi saltanatalarını 
sürdürmeyi, en azından seçimlerde tekrar kazansınlar diye, devletin bekasını sürekli gündemde tutarlar. Halbuki dönemsel 
hükümetler gelir geçer, heke hele siyasi partilerin zaten onlarca yıllık ömürleri bile yok. Bir siyasi parti, eğer tutarlı yerleşmiş bir 
demokrasi yoksa, 35-40 yıl sonra tarihe karışıyor. Türkiye'nin son 70 yıllık tarihine baktığımızda belki 70 tane parti kurulmuş ve 
kapanmış tarihe karışmış, unutulmuş, Ama devlet sürekli bir şekilde varlığını sürdürüyor. 

Irak'ta Saddam ve çevresi tükendi, yok oldu ama devlet varlığını sürdürüyor. Birçok ülkede hükümetler hatta rejimler gelir geçer 
ama devlet varlığını sürdürür. Devlet eğer demokratikse varlığını sürekli devam ettirir ama yıkılsa bile yerine başka devlet kurulur. 
Yani yaşam ve insanlık var oldukça devlet, politik yönetim ve rejimler varlığını sürdürür. Bazı ülkelerde uzun süre iktidara gelmeyen, 
gelemeyen bazılarına iktidarın kapıları açıldığında bırakmak istemezler, iktidarda kalmak için her türlü hile ve entrikayı yaparlar, 
kendi dönemsel hükümetlerinin varlığını ve bekasını devletin ve memleketin bekası olarak gösterirler, toplumdan destek alıp, 
iktidarın nimetlerinden daha çok faydalansınlar diye. Halbuki bir parti ne kadar demokratik olursa ve memlekete hizmet ederse 
bekasını yani devamlılığını sağlayabilir ama bunun bile bir sonu var. Bir ülkede ve normalde toplumun demokratik ve özgür yaşamının 
bekası önemlidir. Memleketin bekası önemlidir. Ama bazıları kendi iktidar bekasını, devletin hatta memleketin bekası olarak 
gösteriyorlar. Ve bu konuda toplumun önemli bir bölümünden destek alıyorlarda. Demokratik toplum ve ülkelerde öncelikle demokratik 
yaşamın, ülkenin ve en son devletin bekası önemsenir, dönemsel hükümetler önemsenmez. Dönemsel iktidarlar devlet argumanını 

kullanırlar, daha çok devletin çifliğinde beslensinler diye. Politikada tutarlı olanlar, demokratik olanlar ve topluma hizmet edenler
bekasını sürdürürler. Rant ve çıkar elde etmek için toplumsal değerleri ve devleti kullananlarda uzun süre iktidarda dursalarda, bekasını

sürdüremezler, yıkılmaktan kurtulamazlar. Tarih buna şahittir.
Kemal Söbe

SIRADAKİ HABER