Erdoğan'dan Koronavirüs tepkisi: Her şeyi serbest bıraktık diye, bu iş bitti anlamına gelmez; hafta sonu yapılanlar doğru değil

"Geri alınan bölgelerde petrol kuyuları var, deniz tarafında da doğal gaz kuyuları; bu Rusya'yı rahatsız ediyor"

© AA
Erdoğan'dan Koronavirüs tepkisi: Her şeyi serbest bıraktık diye, bu iş bitti anlamına gelmez; hafta sonu yapılanlar doğru değil

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni tip Koronavirüs (Covid-19) kaldırılmasına ilişkin konuşurken, "Her şeyi serbest bıraktık diye, bu iş bitti anlamına gelmez. Bu hafta sonu maalesef piknik alanlarında, yol kenarlarında, her yerde, askere gidenler falan yaptıkları işler, bunlar doğru şeyler değil. Sonra meydana gelen bir olayda bu işi telafi edemezsin" dedi. Libya'daki gelişmelere de değinen Erdoğan, "Geri alınan yerler petrol kuyularının olduğu bölgeler. Deniz tarafında da doğal gaz kuyuları söz konusu. Bu Rusya'yı rahatsız ediyor. Hafter'in böyle bir derdi yok, Hafter sadece darbeci. Onun bütün gücü Rusya'dan geliyor" şeklinde konuştu. ABD Başkanı Donald Trump'la bu akşam gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin de bilgi veren Erdoğan, "Bizim Libya'da şu an başarılı bir durumda olduğumuzu teyit etti" ifadesini kullandı.

TRT yayınında Sabah gazetesi Ankara temsilcisi Okan Müderrisoğlu ve SETA Genel Koordinatörü Burhanettin Duran'ın sorularını yanıtlayan Erdoğan, salgın sürecinde havaalanlarına yakın inşa edilen acil durum hastanelerinin sağlık turizminde Türkiye'yi çok iyi bir noktaya çıkaracağını söylerken, "Bu bizim sağlık turizmini tetikleyecek. Mevsimlik turizmdeki açığımızı da kapayacağız. Şu anda bize yurt dışından hastalar gelmeye başladı. Bu çok kısa zamanda hızlandıracak bu işi" dedi.

Yunanistan ile Türkiye arasındaki gerginliğe ve Ayasofya tartışmalarına ilişkin de konuşan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Yunanistan çıkmış kuru sıkı atıyor. Kuru sıkı attığın ülke hangi ülke, Türkiye'ye bu tür laf atılır mı, kimle dalga geçiyorsun. Kendine biraz çeki düzen ver, haddini bil, haddini bilmezsen Türkiye'nin yapacağı şey bellidir. Kalkıyorlar 'Sakın ha Ayasofya'yı camiye çevirmeyin'. Türkiye'yi siz mi idare ediyorsunuz, biz mi idare ediyoruz? Bir adım atılacaksa Türkiye'nin kurumları var. Bu kararlar verildiği zaman icra makamları gereken adımları atar. Şu an icra makamına bile gerek yok, Sayın Bahçeli açıklama yaptı. Bu şeyi gösteriyor, bu ülkenin dinamiklerinde tutuşan, yanan bir şey var. Öyleyse şu anda biz bir hukuk devleti olarak Danıştay'ın vereceği kararı bekliyoruz. Atılması gereken adımlar ona göre atılır."

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

"Koronavirüs musibeti, böyle bir salgın hakikaten Türkiye'yi değil, tüm dünyayı etkiledi. Meydana getirdiği zararlar var. Başta ABD olmak üzere Rusya, Çin çok büyük zarar gördüler. ABD gibi bir ülkede 45 milyon işsizden bahsediliyor. Türkiye'de hamdolsun kendi durumumuza baktığımızda ilk çeyrekte bir numarayız. Yüzde 4,5 gibi bir oranı yakalamak suretiyle yaptığımız yatırımlara rağmen terörle mücadele gibi bir süreci kesmedik. Biz şu ana kadar 102 ülkeye, büyük kısmı hibe olmak üzere yardımlar gönderdik.

"Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi hamdolsun yap-işlet-devretle bitirdik. Şu anda da içindeki bütün donanımıyla en ileri teknolojiyi bu hastanede görebilirsiniz. Bir de tabi refakatçilerin geldiği zaman istirahat edebilecekleri alanlara varıncaya kadar çok çok güzel. Bazı eksikler var, o eksikler de çevredeki peyzaj alanlarıyla ilgili çalışmalar devam ediyor. Sakura ağacı 15 günlük ömrü olan bir ağaç. Onu da biz çamla telafi ediyoruz. Böyle bir çevrede yapmış olduğumuz peyzaj çalışmasıyla hastanemizi çok farklı bir hale getirdik.

"Sağlık turizmine de girelim diyoruz. Yeşilköy'de havalimanımız var, biz millet bahçesi yapma sözü verdik. Bir bölümünü de kalkalım acil durum hastanesi yapalım. Belli bir bölümünü kalktık, 45 günde yapma sözü verdik, burayı 1008 odalı hastane olarak yapalım dedik. Yüklenici firma sözü verdi, sözü vermekle kalmadı '2 hastaneden birini ben üstleneceğim' dedi. Rönesans firması, birini o üstlendi. Sancaktepe de askeri havaalanıydı. Onun yanına yapalım dedik, oraya da onu yaptık. Orada başka bir sözümüz vardı, şehir hastanesi yapacaktık. Burada da yine en ileri teknolojiyi sağlıkta kullandık. Bunlarda 16'şar ameliyathaneler var. İstendiğinde bu odalar yoğun bakıma dönüştürülüyor. Murat Dilmener Çapa'da duayen bir hoca, Korona'da bunların ölmesi burada bir farklılık arz ediyor. Bu adımı atmak suretiyle de gönlümüz çok huzurlu. Aynı şekilde tabi Okmeydanı'nda yaptığımız şehir hastanesinde de Cemil Hoca'nın adını verdik. Cemil Taşçıoğlu aynı zamanda benim hemşehrim, bilmiyordum sonradan öğrendim. Çapa'dan çok olumlu sesler getirdi. Hadımköy'de de İsmail Niyazi Kurtulmuş abimizin adını verdik. Bu şehir hastanelerimizi genişleterek devam ettiriyoruz. Son yaptığımız açılışlarla 11 şehir hastanemiz oldu. Bütün bunların hava ulaşımıyla entegre oluşu, sağlık turizminde bir patlama meydana getirecek. Uçak iniyor, ambulans hemen alıyor, 5 dakika. Aynı şekilde Sancaktepe, uçak iniyor hemen 5 dakika. Ayrılacağı zaman yine aynı şekilde bütün ailesiyle beraber o şekilde ayrılıyor. Bu bizim sağlık turizmini tetikleyecek. Mevsimlik turizmdeki açığımızı da kapayacağız. Şu anda bize yurt dışından hastalar gelmeye başladı. Bu çok kısa zamanda hızlandıracak bu işi.

"(Başakşehir Şehir Hastanesi) Maalesef bunu İstanbul Büyükşehir Belediyesi bizde olduğu zaman, o yolları yapacaktı. Fakat belediye maalesef şu andaki malum zihniyete kaptırılınca bunlar dedi ki 'Bizim paramız yok, biz bu yolu yapamayız'. Allah'tanki biz iş başındayız, Ulaştırma Bakanı'mıza talimatı verdim, çok kısa sürede yol olayını bitirdi. Bir de oraya metroyu yapıyoruz, başlamıştı zaten. Onu da Ulaştırma Bakanlığı'mız bitirecek. Bittiği zaman hastaneye geliş-gidişler her yönüyle çok daha rahat olacak. İstanbul'a bu yakışır, İstanbul'a da bunu yapmamız gerekiyor, durmak yok yola devam.

"Benim 65 yaşındaki vatandaşlarım bu işten zarar görmeyecektir. 18 yaş altı, onları da birleştirdik. Dedik ki bunu da artık birleştirelim, orada da gençlerimiz de 'Ben gencim, nasıl olsa bana bir şey olmaz' demesin. Bu hafta sonu maalesef piknik alanlarında, yol kenarlarında, her yerde, askere gidenler falan yaptıkları işler, bunlar doğru şeyler değil. Sonra meydana gelen bir olayda bu işi telafi edemezsin. Maske, mesafe, temizlik, bunlara dikkat edeceksiniz. Her şeyi serbest bıraktık diye bu iş bitti denmez. Vaka düştü tamam, nereye 989'a. Vefat 18'e kadar inmişti, bu sefer 19. Fena sayılmaz. Yoğun bakımda 625, tabi yoğun bakımda da 625'i görmek istemiyoruz. Entübe 261. İyileşenlerin sayısı güzel, 3411. Tabi test baya yüksek, 39 bin 361 test var. Bütün bunlarla beraber, vefatı ne kadar sıfırlamaya gidersek o zaman tabi daha mutlu olacağız. 

"Biz siyasette yola çıktığımızda. Biz Türkiye'yi 4 temel taş üzerinde yükselteceğiz demiştim. Eğitim, sağlık, adalet, emniyet demiştik. bu dört temel taşın üstüne ulaşımı, tarımı, dış politikayı ilave ettik. Biz bu 4 temel taşa gerçekten çok önem verdik. Yoğun bir şekilde gerek orta öğretim, gerek üniversitelere ağırlık vererek, Türkiye'de üniversite olmayan ilimiz kalmadı. 81 ilin 81'inde de üniversitemiz var. Hastanelerde gerçekten çok lüks hastaneler yaptık. Bay Kemal SSK'nın başında olduğu zaman, ilacı değil ücretsiz almak, doktorun yazdığı ilaçların tamamını alamıyorsunuz. Dışardaki eczanelerden zaten alma şansınız yok, biz bunların hepsini kaldırdık. Bunların hepsi o ufkun gereğidir.

"Fransa'da ölüm oranı yüzde 18, şöyle bir dinleseniz Fransa'yı havasından geçilmiyor. Durum hamdolsun bizde çok farklı seyretti. Hâlâ da böyle seyrediyor. Bizim üzerimizdeki sorumluluk bunu gerektiriyor. Eğer bu ülkenin Başbakanıysam, Cumhurbaşkanıysam sorumluluğumun altında bu yatıyor.

"Hedefimiz 30 büyükşehirin 30'una da şehir hastanelerini yapacağız. Ana muhalefetin başındaki zat diyor ki 'Bunun hesabını ver'. Hesabını vermekle anlamazsın, yapılan şey ortada. Devletin cebinden bir kuruş çıkmadan bu hastaneler yapılıyor, tek şey işleticiyle devletin sözleşmesidir. Biz bunu en ideal şekilde yapıyoruz, herhangi bir sıkıntıya mahal kalmadan bu yürüyor. Devletin bütçesinden yapmış olsak sadece faizini yetiştiremezsiniz. Bunlar yatırım deyince, akılları başka yerde. Biz bu hastanelerde başka yerlerden, çoğu da dış kredidir, bulur getirir, hastaneyi kendisi yapar.

"Bu yıl sonuna kadar 15 kadar daha baraj açılışı yapacağız. Bunlar açılışı yapılacak olanlar, temelini atacağımız barajlar da var. Ilısu'dan bizim yıllık gelirimiz 1,5 milyar olacak. Gerek sulama, gerek enerji özellikleri olan bir yer. Malum ülkemizde bir numara, dünyada iki numara. Aynı şekilde Ilısu çok çok önemli, onun temelini Veysel Eroğlu hocamızla beraber atmıştık, Veysel Eroğlu adını da oraya verdik. Attığımı adımlara baktığımız zaman hizmet siyasetine öncelik veren bir ülkeyiz. Halk siyasetçiden ne bekler, hizmeti bekler, hizmet gelirse onlar da dua eder. Savunma sanayinde Türkiye çok ciddi bir sıçrama içerisinde. Bunlar olmamış olsaydı biz terörle mücadelede beklenen başarıyı kesinlikle elde edemezdik. Ama SİHA'larla biz o başarıyı elde ettik, İHA'larla koordinatların belirlenmesini tespit ettik, F-16'lar indi vurdu. Sağlık sanayinde bir defa durmayacağız, yola devam edeceğiz. Yerli ve milli solunum cihazını ürettik, siparişler yoğun bir şekilde gelmeye başladı, 60 bin civarında sipariş var. Aşı çalışması yapıyoruz, ilaç çalışmasında yoğun adım var. İnşallah sağlık vadisi kuruyoruz. Bu vadi ODTÜ'nün çevresinde. Bununla beraber orada da ciddi bir sıçrama istiyoruz. Aşı, ilaç ve tıbbi cihazda dışa bağımlılığı bitirmemiz gerekiyor, milli üretim hamlelerimiz önemli.

"100 lira destek verdik. Buna bile muhalefet ne verdiniz ki diyor. 5,5 milyon dar gelirliye biz kalkıyoruz 1000'er lira bu ödemeyi yapıyoruz, karşılıksız, buna kalkıp ne verdiniz ki diyor. Bunun dışında ayrıca bir çalışmamız daha var, Sosyal Dayanışma Vakfı. Kalkıyor, o zaten kaymakamlıklar vasıtasıyla dar gelirlilere maaş veriyor. Biz sadece bu süreç içerisinde 1000'er lira 5,5 milyona verdik. Vefa Sosyal Destek Grubu ev ev dolaşıp ellerinde kolilerle fakir fukaraya gittiler gıda dağıtımı yaptılar. Bütün bunların yanında biz önümüzdeki döneme yönelik de ekonomide yatırımlarımızı artırarak girdiyi çok daha iyi bir noktaya taşıyıp, ikinci çeyrekte biraz sıkıntı olacak ama üçüncü ve dördüncü çeyrekte toparlayacağız. Faiz aşağıya çekildi, şu anda enflasyon da düşüşte. Bütün bunlar ekonomimizi olumlu istikamette ilerletirken, yatırımcımıza diyorum ki faiz aşağı çekildi, kamu bankaları destek veriyor, buyrun yatırıma.

"Biz tespit edilmiş veya üzerinde birçok çalışmaların yapıldığı alanların dışında, birçok alanları farklı şekilde değerlendirerek bunları fırsata dönüştürmeyi hedefliyoruz. Sağlık turizminde Türkiye bir çekim alanı haline gelecek. Geçenlerde Putin'le görüşme yaptım, 'Vatandaşlarınız Türkiye'yi özlediler, artık önlerini açın, Türkiye'ye gelsinler' dedim. Türkiye'yi de gidilebilecek destinasyonlar içine koymuşlar. Sayın Johnson'la bir görüşme yapmıştım, 'Sen Türk'üm diyorsun, gelecek turistler var önlerini açın da gelsinler' dedim. Orası da koydu. Almanya direniyor, koalisyon hükümeti malum, garip bir tavır var. İnanıyorum ki Almanya da Türkiye'ye gelmek isteyen turistlerin önünü kesemeyecek.

"Dünyada da özellikle turizm çok çok önemli bir görev, önemli bir çekim alanı oluşturuyor. Bizim bir başka özelliğimiz daha var, halkının yüzde 99'u müslüman olan bir ülkeyiz ama dünyadan kopuk değiliz. Dünya 5'ten büyüktür diyerek yola çıktık, dünyada dengeler üzerinde bir plan yapıyoruz. Bir defa kimse ben varsam başka kimse yok deme hakkına sahip değil. Şunu bileceksin, sen varsan, ama senin dışında da 196 tane ülke var. Güç müç herhangi bir şey kalıyor mu. Bunu görmemiz lazım. Bunu görerek de dayanışma kültürünü kavramamız lazım. Bu milletin genlerinde olan dayanışma kültürünü Korona döneminde biz dünyaya anlattık. Biz diyoruz ki, bizim kadim tarihimizde böyle bir özellik var. Bu özellikten hareketle de tüm dünyayı kucaklıyoruz. Elimizi tüm insanlığa uzatıyoruz. Tüm insanlık aynı ruhla çalışmaya devam etsin, dünyada barış, özgürlük hâkim olsun.

"Akşam saatlerinde Trump'la görüşmeyi yaptık. Birinci derecede tabi Libya konusu önem arz ediyordu. Onlar da Libya'daki gelişmeleri merak ediyorlar. Biz de Libya'daki gelişmeleri ve bizim Libya'da şu an başarılı bir durumda olduğumuzu teyit etti. Aramızda latifeler oluyor tabi, onlara girmeyelim. Dedi ki 'Bu son durum nedir'. Son durumda Türkiye BM'nin tanımış olduğu Sarraj'ın destekçisi. Ama karşıda darbeci bir Hafter var. Biz bu desteğimizi sürdürüyoruz. Hafter'e karşı, yanında kim yer alıyorsa alsın, karşısında duruyoruz. Birçok yer geri alındı, en hayati olan yerlerde her an ilerleniyor. Şu anda Sirte'yi alma çalışmaları var. Hedef Sirte'nin çevresini tamamen alarak Sirte'yi halletmek. Buralar tabi petrol kuyularının olduğu bölgeler, büyük önem arz ediyor. Halledildiği anda işleri çok daha rahat olacak. Deniz tarafında da doğal gaz kuyuları söz konusu. Bu Rusya'yı rahatsız ediyor. Hafter'in böyle bir derdi yok, Hafter sadece darbeci. Onun bütün gücü Rusya'dan geliyor.

"Bu akşam Trump'la yaptığımız görüşmeden sonra ABD ve Türkiye arasında süreçle ilgili yeni bir dönem başlayabilir. Böyle bir adım belki olabilir. Putin'le de görüşmem gerekecek. Bu görüşmelerde özellikle Kahire Zirvesi'ne Rusya'nın farklı bir şekilde katılması, orada tabi Suudi Arabistan'ın, Abu Dabi yönetiminin, Fransa'nın, Ürdün'ün orada yer alıyor olması bizi üzen süreç oldu. Hepsinden öte Rusya'nın orada bu şekilde yer alıyor olması hepsinin ötesindeydi. Benim askerim orada yok türünde açıklamaları vardı. Orada 19 kadar uçağı var, bulunuyor. Böyle bir durum söz konusu, kendileriyle bir konuşalım istiyorum. Ne gibi adımlar atarız bunun da planlamasını yaparız diye bir düşüncem var. Hafter her an sürecin dışına atılabilir, gelişmeler onu gösteriyor.

"Bu tabloda Türkiye'nin Libya'nın deniz yetki alanlarındaki konumu ortada. Türkiye'nin en ufak bir taviz vermeyeceğini akıllı olan adam bilir. Bizim ne sismik araştırma gemimiz vardı, ne de sondaj gemimiz vardı. Şimdi hamdolsun 3 sondaj gemimiz, 2 sismik araştırma gemimiz var. Çalışmalarını sürdürüyorlar. Fatih'i Karadeniz'e gönderdik. Bunlar tabi bunları çok çok rahatsız ediyor. Yanında fırkateynlerle, her türlü hazırlık içerisinde geliyorlar, kendinize çeki düzen verin, en ufak bir yanlışta gereken yapılır. Yunanistan çıkmış kuru sıkı atıyor. Kuru sıkı attığın ülke hangi ülke, Türkiye'ye bu tür laf atılır mı, kimle dalga geçiyorsun. Kendine biraz çeki düzen ver, haddini bil, haddini bilmezsen Türkiye'nin yapacağı şey bellidir. Kalkıyorlar 'Sakın ha Ayasofya'yı camiye çevirmeyin'. Türkiye'yi siz mi idare ediyorsunuz, biz mi idare ediyoruz? Bir adım atılacaksa Türkiye'nin kurumları var. Bu kararlar verildiği zaman icra makamları gereken adımları atar. Şu an icra makamına bile gerek yok, Sayın Bahçeli açıklama yaptı. Bu şeyi gösteriyor, bu ülkenin dinamiklerinde tutuşan, yanan bir şey var. Öyleyse şu anda biz bir hukuk devleti olarak Danıştay'ın vereceği kararı bekliyoruz. Atılması gereken adımlar ona göre atılır.

"SİHA'larla ilgili çok ciddi siparişler var, yetiştiremiyorlar bildiğim kadarıyla. Özel sektörde olan bu firmamıza çok çok büyük şeyler var. Öbür tarafta tabi devletin attığı adımlar var. Bunlarla birlikte gelişmeler çok daha farklı bir zemine kayarak üretimde çok sıkı bir adım atılmış olacak.

"F-35'lerle ilgili bir şey şu anda gündeme gelmedi. Çalışma grupları oluşturduk, Sayın Trump'la yaptığımız görüşmede de onları oluşturduk. Dışişleri, Savunma ve istihbarat, özel danışmanlarımızla bu çalışmayı yapacaklar.

"Şu an itibariyle M4 yolu dediğimiz bu güzergahta zaman zaman bazı sıkıntılar olsa da iş fena gitmedi. Şu an itibariyle de gidiyor. 200 bin civarında İdlibli de geri döndü. Fakat hepsinden öte özellikle de kuzeyde briket evler yapıyoruz. Briket konaklar diyeyim. Dört tarafı briket, üstünde gayet güzel bir örtüsüyle, içinde tuvaleti banyosu falan olan bir aileyi barındırabilecek 30-40 metrekare kadar bu konutlarda AFAD'ımız, Kızılay'ımız, STK'larımız yoğun şekilde çalışıyorlar. Hedefimiz burada ilk etapta 20 bin planlamıştık, daha da artırıyoruz belki 50 bine çıkartacağız. Yoğun bir şekilde ona devam ediyoruz. Bu konuda 50 bini yakalarsak bu İdliblilere bir rahatlama verecek. Süleyman Bey de dün oralardaydı, bu konutlarla oradaki rahatlama inşallah özellikle daha rahat hale getirecek.

"George Floyd'un insanlık dışı bir müdahaleyle hayatını kaybetmesi üzüntü verici bir olaydı. Bu elim olay aynı zamanda ırkçı bir yaklaşımın tezahürü. Vicdan sahibi hiçbir insanın kabul edebileceği bir durum değil. Orada polisin adeta gırtlağına basarak ona 'Nefes alamıyorum' çığlığı attırması normal değil. Müslüman olarak ırk, din, dil inanç ayrımı yapmaksızın tüm insanlığı haklarını korumak için mücadele ediyoruz. Siyahilere ve mültecilere karşı olan tavır herkesin malumudur. Sayın Obama'yla bizim çok çok iyi günlerimiz oldu ama Sayın Obama bir siyahi olarak 8 yıllık başkanlığı döneminde acaba ABD'deki siyahilere yönelik ne gibi adımlar attı. Bu kültürel birikim ve insana bakışla olan ilgili konular çok önemli. Peygamber efendimiz, beyazın siyaha, siyahın beyaza bir üstünlüğü yoktur diyor. Biz bu ilkeyi kendimize şiar edindik. bu gelişmeleri gördüğümüz zaman bunlarda vicdan yok, bu nasıl bir tavırdır. Floyd'un öldürülmesi üzerine protestoların büyümesi ve farklı ülkelere yayılması meydana gelmiştir ve bu şekilde de devam ediyor."

SIRADAKİ HABER